Okudukça insanlardan uzaklaşıyorum. Böylesi daha iyi... İçlerinde olduğum zaman hislerime yeniliyorum.
"Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur."
"Bize yiyecek getirenlere özgür insanlar derdik. Ne şaka ama... Yöneten sınıflar olarak bizler bütün toprakların, bütün makinelerin, her şeyin sahibiydik. Yiyecek getirenlerse bizim kölelerimizdi. Ellerindeki bütün yiyecekleri kendimize alır, aç kalmayıp çalışarak bize yiyecek getirmeye devam etsinler diye onlara da azıcık bir şeyler verirdik..."
Ayaktakımı Arasında üzerine düşünürken en çok aklımda kalan şey, insanların en zor koşullarda bile umut ile gerçek arasında bir denge araması oldu. Karakterler sadece yoksulluk içinde yaşayan kişiler değil; aynı zamanda hayata tutunmaya çalışan, kırılmış ama tamamen pes etmemiş insanlar.
Luka’nın umut veren sözleri bir teselli gibi dururken, Satine’in sert gerçekliği insanı sarsıyor. İkisi de tek başına yeterli değil gibi geliyor. Çünkü sadece umutla yaşamak bir yanılsama yaratabiliyor, sadece gerçekle yaşamak ise insanı karamsarlığa sürükleyebiliyor.
Bana göre eser, bu iki uç arasında bir denge kurmanın önemini gösteriyor. İnsan hem gerçeği kabul etmeli hem de ileriye doğru hareket edebilmek için umudu korumalı. Gorki burada taraf tutmak yerine düşünmeyi tercih ediyor ve okuyucuyu kendi cevabını üretmeye zorluyor.
Okurken fark ettim ki oyun sadece karakterlerin değil, aslında hepimizin içindeki o umut–gerçek çatışmasını yansıtıyor.
Ayaktakımı ArasındaMaksim Gorki · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,532 okunma
İnsan inanır ya da inanmaz; kendi bileceği iş! İnsan özgürdür... Yaptığı her şeyden kendisi sorumludur; inanmaktan, inanmamaktan, sevmekten, aklı başında davranmaktan hep kendisi sorumludur... İşte bu yüzden de özgürdür! İnsan, işte gerçek bu! Peki insan nedir? Ne yalnızca sen ne ben ne de onlar... hayır! Sen, ben, onlar, ihtiyar Luka, Napoléon, Muhammed... Hepimiz biriz!
Anlıyor musun? Muazzam bir şeydir insan! Tüm başlangıçlar ve sonlar ondadır... Her şey insandadır; her şey insan içindir! Gerçek olan yalnızca insandır; geri kalan her şey onun ellerinde ya da beyninde oluşur! İn-san! Öyle görkemli, öyle mağrur bir tınlaması var ki bu sözcüğün! İn-san! Saygı duymalı insana! Acımamalı... küçültmemeli insanı acıma duygusuyla... Saygı duymalı!