Dantes

Dantes
Okudukça insanlardan uzaklaşıyorum. Böylesi daha iyi... İçlerinde olduğum zaman hislerime yeniliyorum. "Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur."
"Kenevirden nasıl urgan yapıldığını bilir misiniz? İlk olarak liflerden incecik iplikler eğirilir. Büküle büküle ince ipliğe, sonra ince iplikler de eğirilerek kalın iplere, halatlara dönüştürülür ve birkaç ince halattan büyük okyanus gemilerinin bağlandığı kalın urganlar yapılır. Bizim işimiz de öyle. Düzensiz, dağınık, iyi niyetli çabaları birleştirebilir, iki milyon insanımız için büyük bir aydınlatıcı güç haline getirebiliriz."
Sayfa 14·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Hukuksuzluğun baş öğretmenlerinin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu Snellman acı bir ironiyle. "Memurlardır, yasanın temsilcisi olan memurlar. Halka yasalara saygı duymamayı öğretirler. Bu yüzden yeni Finlandiya adına sizi yasa adamlarından, vatandaşlarımıza bir meşruiyet duygusu aşılamak üzere yardımınızı istiyorum. Dahası, derin bir iç adalet duygusu aşılamanızı da."
Sayfa 23·Kitabı okudu
Zamanın Tersine Akan Yalnızlığı
7/10
·56 syf.··
2025 131. kitabı
F. Scott Fitzgerald’ın Benjamin Button’un Tuhaf Hikâyesi, ilk bakışta sıra dışı bir fikir üzerine kurulmuş gibi görünür: İnsan yaşlanmaya doğumdan değil, ölümden başlar. Ancak metin ilerledikçe okur anlar ki bu “tuhaflık” bir oyun değil; insanın zamana, topluma ve kaçınılmaz olarak yalnızlığa mahkûm oluşunun alegorisidir. Benjamin Button’un trajedisi ters yaşlanması değildir. Asıl trajedi, hiçbir yaşa ait olamamasıdır. Yaşlı bir bedenle çocukluğa, çocuk bir zihinle yetişkinliğe sürüklenir. Toplum onu her aşamada “zamansız” bulur. Fitzgerald burada yaşın biyolojik değil, toplumsal bir sözleşme olduğunu gösterir. Yaş; davranış, beklenti ve kabullerin paketidir. Benjamin bu paketin hiçbirine sığmaz. Öykü, bireysel acıyı melodramla değil, ironinin soğuk yüzüyle anlatır. Fitzgerald, Benjamin’in yaşadıklarını büyük trajik patlamalarla değil; sessiz dışlanmalar, küçük kırılmalar ve giderek artan yabancılaşmalarla örer. Bu anlatım, okurun karaktere acımasından çok kendi hayatını sorgulamasına neden olur: Zamanı “doğru” yaşamak bile gerçekten bizi korur mu? Benjamin’in ilişkileri —özellikle aşk— zamana yenik düşer. Aynı insana farklı yönlerden yaklaşan iki zaman çizgisi hiçbir noktada uzun süre örtüşmez. Bu durum, aşkın bile eşzamanlılığa muhtaç olduğunu gösterir. Sevgi tek başına yetmez; birlikte aynı anda yaşlanmak gerekir. Fitzgerald, modern insanın en büyük korkularından birini sessizce açığa çıkarır: Geri kalmak değil, aynı anda gidememek. Benjamin ne geridedir ne ileride; sadece yanlıştır. Yanlış zamanda doğmuş, yanlış hızda yaşamak zorunda kalmıştır. Öykünün sonunda Benjamin’in hafızasının silinmesi, ironik bir kurtuluş gibidir. Artık ne zamana ne de acıya tutunabilecek bir bilinç kalmıştır. Bu, okuru rahatlatmaz; aksine şu soruyla baş başa
Benjamin Button'ın Tuhaf HikayesiF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202027,9bin okunma
Sessiz Acıların Romanı
10/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2025 132. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 13:04
Ezilenler, Dostoyevski’nin en gürültüsüz ama en yaralayıcı romanlarından biridir. Büyük suçlar, cinayetler, mahkemeler yoktur; buna rağmen roman, insanın içini kemiren adaletsizlik hissini neredeyse fiziksel bir ağırlıkla hissettirir. Çünkü burada anlatılan kötülük, olağan ve gündeliktir. Kimse canavar değildir; herkes biraz zayıf, biraz bencil, biraz çaresizdir. Asıl acı da buradan doğar. Romanın merkezinde ezilmenin farklı yüzleri vardır. Nelli, Vanya ve Nataşa aynı acıyı yaşamazlar; fakat aynı dünyada yaralanırlar. Dostoyevski, tek bir trajedi anlatmaz, bir acı haritası çıkarır. Nelli, masumiyetin savunmasızlığıdır. Onun acısı bağırmaz; erken olgunlaşır, erken susar. Kimse ona bilinçli olarak zulmetmez, ama kimse onu gerçekten sahiplenmez de. Dostoyevski burada okura şunu sorar: Merhamet etmek yeterli midir, yoksa sorumluluk almak mı gerekir? Nelli’nin varlığı, iyi niyetle yetinen ahlakın vicdanını rahatsız eder. Vanya, iyiliğin ezilişidir. Doğru olmaya çalışırken tükenen, fedakârlıkla kendini silen bir karakterdir. Onun trajedisi kötülüğe yenilmek değil, iyiliğin korunamamasıdır. Vanya’da Dostoyevski, “erdemli olmak” ile “hayatta kalmak” arasındaki çatışmayı acımasızca gösterir. Nataşa ise yanlış sevginin kurbanıdır. Onun düşüşü ahlaki değil, duygusaldır. Sevgiyle özgürlük arasında sıkışır ve yalnızlığı seçtiği için değil, yalnız bırakıldığı için yanlış bir yola sürüklenir. Dostoyevski, Nataşa’yı yargılamaz; onu anlamaya zorlar. Bu da okuru huzursuz eder, çünkü yargılayamadığımız bir karakter bizi daha çok yaralar. Ezilenler’de kötülük çoğu zaman yüksek sesle gelmez. Küçük ihmal, geç kalmış bir sahiplenme, yarım bırakılmış bir söz olarak sızar hayata. Romanın en sarsıcı yönü de budur: Okur, karakterlerin acısına bakarken kendi hayatındaki “küçük ihmalleri”
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma

Dantes

, bir kitap okudu
10/10
·394 syf.··
Beğendi
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 13:04
·
2025 132. kitabı
Fyodor Dostoyevski
8.4/10 · 23,8bin okunma