Katil Hüseyin gibi, başlarındaki diktatör ya da işkenceciler gibi yaratıkları insandan ayıran şey, empati duygularının olmamasıydı. Hiç kimsenin acısını, hiçbir insanın hatta hiçbir canlının derdini hissedemiyorlardı. Bu da onları birer zulüm makinasına çeviriyordu.
Sayısız hayvan sürülerini, merasimleri, fırtınalı ya da dingin deniz yolculuklarını ve birlikte doğan, yaşayan ve ölen varlıkların farklılıklarını yukarıdan incele. Çok uzun zaman önceki bir yaşamı, senin ardından sürülecek yaşamları ve barbar halkların yaşamını bir düşün. Nice insan adını dahi bilmiyor, bir o kadarı da adını çarçabuk unutacak, nicesi seni övüyor ve aynı şekilde nicesi kısa süre sonra sana lanetler yağdıracak. Hatıranın, ününün ve diğer meziyetlerin hiçbiri değerli değil.
Hiç kimsenin başına yaradılışı gereği katlanamayacağı hiçbir şey gelmez. Diğerlerinin başına gelenler seninde başına gelir, ama diğerleri ya cahillikten ya da zihinlerinin azametini kanıtlamak için sarsılmamış gibi görünmek isterler. DOĞRUSUNU SÖYLEMEK GEREKİRSE CEHALETİN VE KİBRİN BİLGELİKTEN GÜÇLÜ OLMASI ŞAŞIRTICIDIR.
Sabahları evinden, akşamları işyerinden ve girdiğin dükkanlardan çıkman; bindiğin arabalardan, otobüslerden inmen; geceden gündüze, gündüzden geceye varman; kıştan bahara, bahardan kışa ulaşman bu kederin de yok olup gideceğini göstermiyor mu?
Dinlediğin şarkının sona ermesi, okuduğun şiirin son mısrası, seyrettiğin filmin son sahnesi, yaşadığın kederlerin de bir gün biteceğini hatırlatmaya kafi değil mi?
Bir şeyin başlangıcı varsa, bitişide olmak zorunda değil mi ?