Ay hep doğar böyle, güzelim
Ay hep doğacak böyle
Tut elimden, yum gözlerini
Ayak seslerimizi dinle
Küskün bir köpek gibi yakın ve uzak
Çölde kervan gibi çıpıl ve çıplak
Müzelerde tozlar gibi
Ayak seslerimizi
Ay doğuyor
Ay doğuyor
Aya bak
Yahu nasıl da özledim birdenbire
Mektupla telefonla olacak gibi değil
Varsam bir akşam eğilsem ellerine
Doya doya
Çok çektiler yaşanası şu dünyada çok
Yarada fitil yarada tuz
Ey güzel yüzlerini getiren sabah
Merhaba
İstasyondan iner inmez
Seni metrolar başka beni başka tarafa götürsün.
Zararı yok!
Yalnız gine böyle kumral akşamüstleri
Yapayalnız kaldığım kasım akşamları
Buruşuk manton, dağınık saçların, mürekkepli ağzın ve hemşire
Çehrenle
-Ayaklarını bir sandalyeye dayayıp-
Bana iki satır bir şey söyleyeceksin:
"Bugün ne yaptın, çalıştın mı?"
İstersen sonra kalkar, gezmeye gidersin
Bensiz...
Sen bilirsin.