Juliette bu sefer arkasını dönme sırasının kendisinde olduğunu düşündü. Âşık ve yalancı; yalancı ve âşık. Bu rolü sanki bir oyunmuşcasına aralarında paslaşıyorlardı.
İnanmak onun suçuydu. Umut etmek...
Aşk, nefretle ikiye bölünmüş şehirde asla barınamazdı.
Hepsini ölüme götürecekti.
Tabii Juliette onları kurtarmazsa.
Nefes al. O yalnızca dedikodularla karikatürize edilmiş, kolaylıkla ikna edilebilecek, manipüle edilebilecek, istendiği zaman kalbiyle oynanabilecek, Batı'dan gelmiş vâris değildi. Gülümse. O da kendince bir canavardı.