Katıldığım bir grup sayesinde okuduğum bir kitap oldu Kalk Bi Dopamin Demle . Serkan Karaismailoğlu 'ndan okuduğum ilk kitaptı aynı zamanda.
Doğruyu söylemek gerekirse kitaba ön yargıyla başladım diyebilirim. Klasik bir kişisel gelişim kitabı olduğunu düşünüyordum ancak kitap sayfalarını çevirdikçe beni yanılttı. Başından sonuna kadar yazım tarzı, sürükleyiciliği, içeriği ile çok beğendiğim bir kitap oldu. Her okurun anlayabileceği düzeyde yazılmış, dopaminin mantığını bulabileceğiniz güzel bir çalışma olmuş. Özellikle tüketimin bu kadar arttığı günümüz döneminde çok gerekli bir okuma olduğunu düşünüyorum.
Tavsiye ederim. Serkan Karaismailoğlu'nun diğer kitaplarına da mutlaka bakacağım.
Karaçam ormanında iki yazarın birbiriyle konuşmasını okuyoruz kitapta. Bu anlatım da eleştirel, yoğun, felsefik şekilde yapılmış. Aslında kitapta yazarın kendi düşüncelerini kurgusallaştırılmış şekilde okuyoruz.
Fatih Balkış 'dan okuduğum diğer kitapların altında kalan bir kitap oldu benim için. Ama yine de yazarın sevdiğim dili, üslubu, o yoğun anlatımı kitapta kendini belli ediyor. Anlatım tarzı, okurken düşündürmesi, anlattıklarının günümüze de ışık tutması kitabın sevdiğim yönlerinden. Bunun yanında yer yer zorlama ve birbirinden kopuk kısımları da vardı. Yazarın elimde olan son kitabıydı. Bu kitapla yazara veda ettim diyebilirim.
Medusa Yayınlarının ilk kitabı Yalan Dolan Kitaba yüksek beklentilerle başlamıştım ama maalesef kitap beklentimi karşılamadı. Aslında yazar bir aile hikayesi anlatıyor, otobiyografik bir kitap. Yazım dili samimiydi beni rahatsız etmedi. Ancak içeriğini çok yavan buldum. Bu tarz otobiyografik kitaplarda daha yoğun bir anlatım isterdim. Benim tarzım değildi en azından. Sevemedim.
Kitap yazardan okuduğum 2. kitap. Kitabı çoğunluğun aksine sevemedim. Evet içinde güzel alıntılar, anlatılmak istenen güzel kısımlar vardı ama maalesef anlatılanlar bir zemine oturmuyordu bence. Yazarın dilini de başarılı bulamadım. Kitap baştan savma aceleyle yazılmış gibiydi. Eric Emmanuel Schmitt'in Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu kitabından sonra çok övülen bu kitabına da şans vermek istedim ama maalesef beklediğimi bulamadım.
Ego. Okumadan önce Ayn Rand ve objektivizm hakkında pek bir fikrim yoktu. Kitap sayesinde aslında güzel bir felsefi metin okuduğumu düşünüyorum. Yazarın görüşünün tamamına katılmasam da kitabın yazıldığı yıla da bakıldığında (yazar kitapta bu hikayenin 1937 yılında yazıldığından bahsediyor) anlatım tarzı ve kurulan distopyayı başarılı buldum.
Yazar kitapta kendi felsefesi olan objektivizmi anlatıyor. Objektivizm nedir peki? "Eğer bir insan, insana yakışır bir yaşam sürecekse onun düşünmesi ve yapması gerekenlerle ilgili soyut ilkeleri tanımlayan bütünleşik bir düşünce sistemidir." Ayn Rand felsefesinden şöyle bahseder: "Felsefem, esas olarak yaşamının ahlaksal amacı mutluluk, en soylu eylemi üretken başarısı ve tek değişmezi aklı olan insanın, kahraman bir varlık olmasına dayanan bir kavramdır." Genel hatlarıyla bu görüşten kitabın arka kısmında da bahsedilmiş.
Ben kitabı beğendim. Yazarın diğer kitaplarına da bakmayı düşünüyorum.