...dünya kurulalı beri, kılıç mı daha kanlı, kalem mi, ayırt edilebilmiş değildir.Bence kılıcın yarası bir, kalemin yarası bin...Kılıç eri dilerse sahip olur kılıcına...Sen dünyanın yüzüne salmaktasın yazdıklarını...Kopar gider, nerde, n'işler, bilir misin? Gerisin geri "Toplayım"desen yeter mi gücün? Dediğini dememiş olmak elinde mi?
Bana göre iki tür kitap vardır bir kez okuyup tekrar elimize almayacağımız kitaplar ve okudukça insana yeni ufuklar açan bazı değerleri tekrar tekrar hatırlatan ve zaman zaman elimize alıp okumak istediği uyandıran her okunuşta gönlümüzü, ruhumuzu abad eden kitaplar...
Tarık Buğra Osmanlı'nın kuruluşunu Osmancık'ın şahsında anlatırken hem o dönemin ruhunu daha iyi idrak etmemizi sağlıyor hem de kendimizi, toplumumuzu, ülkemizi ve dünyayı adalet terazisiyle tartıp o ruhu yeniden anlayıp anlamlandırıp tazelemede yol gösterici oluyor.
Her yaştan okurun farklı yaş dönemlerinde tekrar tekrar okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyor okumayan herkese tavsiye ediyorum. Osmanlı'nın kuruluşunun yanında kendi yaşamınıza dair de pek çok çıkarımda bulunabileceğiniz etkileyici bir kitap.Unutmamamız gereken ; geçmişini bilmeyen geleceğini inşaa edemez. Geçmişi bilmek ise ecdadın tarihi kronolojsini bilmekten ziyade o ruhu idrak etmek ve geleceğimizi o doğrultuda inşa etmeye çalışmaktır.
Doğru; Dünya büyüktür.. çok, çok büyüktür. Fakat bir ömür için, bir TEK İNSAN içindir bu büyüklük. Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir inanç, bir ülkü için değil!
Dünya'yı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür, oğul. Hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimizdir. Önce bunların yüzünden küçülüyor, sonra da Dünya'yı çok büyük görüyoruz.