Sefa Ayıcı

Sefa Ayıcı
- Adana/ ÇÜ - Kitapilizm temsilcisi
Öğrenci
Adana
20 Temmuz
155 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Eğer iyi olanı yapmak bilmek kadar kolay olsaydı, küçük kiliseler katedrallere, yoksulların kulübeleri de kral saraylarına dönerdi. Kendi nasihatlerini dinleyen kişi ancak bir rahip olabilir. Yirmi kişiye birden ne yapması gerektiğini öğretebilirim, ama o yirmi kişiden biri olmaya gelince iş değişir. Beynimiz duygularımızı dizginleyecek yasalar koyabilir, ama ateşli tutkular soğuk kuralların üstünden atlayıp geçer: gençlik denilen çılgınlık öyle bir tavşandır ki kötürüm olan doğru bir öğüdün ağlarının üstünden atlayıverir.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
“Baudrillard'a kalırsa felaket zaten içinde bulunduğumuz sıradan koşulların adı. Ufukta daha büyük yıkımlar var, tamam; gelgelelim yaklaşan belaları karşılamamız asla gerekmeyecek çünkü halihazırda zaten ölüyüz." "Ölü müyüz?" "Evet. Tıbben ölmemiş olabiliriz fakat mesela sosyo-politik bakımdan ölüyüz işte. Bir tür zombiyiz yani.”

Sefa Ayıcı

, bir kitap okudu
9/10
·208 syf.·
2020 13. kitabı
Yaşar Kemal
8.6/10 · 15,6bin okunma
“Şurası bir gerçek ki, çoğumuz baskılanmış, modern toplumun bize öğrettiği kalıplarla düşünüyoruz. Bu hepimizde ortak, tıkanmış, bizi baskılayan, ruhsal özgürlüğümüzü kısıtlayan bir bakış açısı yaratıyor. Yaşam konusunda gösterdiğimiz bu tutum, ruhsal gereksinimlerimizi hiçbir zaman doyurmuyor. Biz kimiz? Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Anlamımız nedir? Hayatın anlamı nedir? Bu ve benzeri soruların kıyısında, hiç doyurulmamış ruhsallığın, bizi sürekli bunaltan fırtınaları karşısında, yazgımızın bizi savurduğu bir yerde yaşıyoruz. Bizler birer ruh fakiriyiz. Ruhsal yoksullar kümesi. Ruhumuz dışında, her şeyle ilgileniyoruz; parayla, mülk edinmekle, her şeyle.”
Sayfa 55 - Karakarga Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
“Hayatım boşuna geçmiş,” diye düşünüyordum; elimde olsa da, bir sünger alıp bütün okuduklarımı, bütün görüp işittiklerimi silsem ve Zorba’nın okuluna girip büyük ve gerçek alfabeye başlasam! Ne kadar değişik bir yola girmiş olurdum! Beş duygumu ve bütün tenimi, sevip anlamaya iyice talim ettirmiş olurdum. Koşmayı, güreşmeyi, yüzmeyi, biniciliği, kürek çekmeyi, otomobil sürmeyi, atıcılığı öğrenirdim. Ruhumu tenle, tenimi de ruhla doldururdum; kısacası, içimde barıştırırdım bu yüzyıllık iki düşmanı...
Sayfa 113 - Can Yayınları
Edebiyat