Kayalara çılgınca çarpan dalgaların uğultusu, hassas kulaklarınızı rahatsız eder. Dalgalar, dünyanın kurulduğu ilk günden bu yana, anlamını kimsenin çözemediği hüzünlü şarkılarını sürdürmektedirler aralıksız... Sanki, acı çekmeye mahkum bir ejderin hep aynı inlemesi, hep aynı yapılması duyulur bu uğultuda. Kuşların cıvıltısı yoktur çevrede; yalnızca sessiz martılar, mahkumlar gibi kıyıda dolaşırlar, dalgaların üzerinde hüzünlü, uçuşurlar.
Vahşi bir hayvanın kükremesi doğanın bu çığlıkları yanında hiç kalır. İnsan sesi de öyle... Ayrıca, insan öylesine küçük, öylesine güçsüzdür ki, bu büyük tablonun küçük ayrıntıları arasında fark edilmeden kaybolur gider!
Belki de bunun için, denize bakarken bir hüzün çöker insanın içine.
Özetlemek gerekirse insanlığın tamamı hoşnut,her zaman hoşnut, inatla hoşnut sarsılmaz bir şekilde hoşnut, mutlu, minnettar ve gururlu; dini ne olursa olsun ya da efendisi ister kaplan ister ev kedisi olsun. Gerçekleri mi dile getiriyorum? Öyle olduğunu biliyorsun. İnsanlık neşeli midir? Öyle olduğunu biliyorsun. Nelere eyvallah deyip hala mutlu olabildiklerin düşününce, önlerine koyduğum acı gerçeklerin onların neşesini kaçıracağını sanarak bana fazla paye veriyorsun. Onu hiçbir şey yapamaz. Her şey denendi. Hepsi başarısız oldu. Sen hiç keyfini bozma.
"Biri ötekine anlatıp durur, ötekinin duyup duymadığının ya da anlayıp anlamadığının hiçbir önemi yoktur. Konuşuyorlar ya da hiç konuşmadan karşılıklı oturuyorlardır ya, önemli olan budur işte. Karşıdakinin dinleyip dinlememesinin hiç ama hiç önemi yoktur."
"İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi birlikte pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun."