Kelimenin gerçek anlamında, bir şeyi disiplin altına sokmak, onu baskı altında tutmak değil, eğitmek, gelişmesi, harekete geçmesi , verimli olması için teşvik etmek demektir- bu şey ister şeftali ağacı olsun, ister insan zihni.
Ben çok güzel bir çağda yetişmiştim, şimdi geçmişte kaldı ne yazık ki. O çağda, değişime hazır olmak ve devrimci ön seziler yaratmak için bir yetenek vardı. Şimdilerde kimsenin yeni bir şeyler düşünmeye cesareti yok. Durmadan var olan düşünceler konuşuluyor, eski düşünceler yuvarlanıp duruyor. Gerçek yaşlandı ve bunadı; ne de olsa, her canlı organizma gibi kesinlikle aynı yasalarla tabi- yaşlanıyor. Onun küçük parçaları olan duygular da apoptoza uğrar. Apoptoz, maddenin yorgunluğu ve tükenmesiyle gelen doğal ölümdür. Yunanca’da bu sözcük “ taç yaprakların dökülmesi’’ anlamına gelir. İşte dünya da taç yapraklarını döktü.
Bana baktı. Gözleri simsiyah, dibi yok, ardında uzay başlıyor sanki. Bildiğim tüm anlamları aynı anda söylüyor. Duymak istediklerimi, duymak istemediklerimi, bildiklerimi, unuttuklarımı sıralıyor. Bakışında annem, anneannem, eski sevgililerim, doğmamış çocuklarım, torunlarım var . Öyle zamansız, öyle herkese ve her şeye dönüşerek bakıyor ki, içimdeki tüm sıfatlar birbirine karışıyor.
Bir ara gülünce C.S., ancak o zaman, yüzündeki aydınlık gülümseyiş: bu şiirleri o yazmıştır! Bu şiirlerdeki derinlik, içe kapanış ancak böyle gülümseyen, gülen bir adamın duyuşudur…
Birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! O görmeler yüzünden gözlerim, eşyanın yüzeyinde, ruhu özü örten o ince ve sert kabukta aşındı. Artık hiçbir şeye inanmıyorum hatta şimdi eşyalarını ağırlığından, sabitliğinden, açık seçik gerçeklerden şüphe ediyorum. Avludaki taş havana parmağımla vursam ve sorsam: Sabit misin, muhkem misin? - Evet diye cevap verse bilmem inanır mıyım.