Sultan

Sultan
@Dilan07
İçimdeki Allah aşkı için Allah'a şükürler olsun...
" İlmin gayesi,Yaradan'a ulaşmaktır. Aşktır. Aşka ulaşmayan ilim ,ilim değildir. İlim seni aşka götürmüyorsa , cehalet ondan daha hayırlıdır."
Sayfa 211·Kitabı okudu
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Delirmek istiyorum. Delirmek ve özgür olmak. Unutmak. Belki bir hastane odasında delirdiğimden habersiz uyutulmak. Bilmiyorum. Iyiyim. Anneme söyleyin. Ben adını unuttuğum o bahar ayında bırakıp giden sevgiliye sahibim. Yani biraz sahipsizim. Ama iyiyim. Ara sıra öksürüyorum. Kaburgalarım acıyor bazen ve hala seviyorum papatyaları. Çok sigara içiyorum. Yağmur sesi yine ürkütüyor beni. Ama iyiyim. Zaman zaman kana bulaşıyor dişlerim. Ellerimle ağzımı kapatıp klozete diz çöküyorum. Klozetin önünde eğilmek biraz aşağılıyor beni. Utanıyorum. Ama iyiyim.
Sayfa 90
"Vaktiyle bir hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisini sınava çekmek ister. Öğrencinin eline altın renkli parlak bir taş verir. "Oğlum" der. "Bunu al, sağda solda esnafa göster, kaç para vereceklerini sor, sonra da bir kuyumcuya götür. Taşı kimseye satma. Sadece kimin ne fiyat biçtiğini öğren, gel, kafi." Öğrenci aldığı ödevi yerine getirmek için çarşıda dolaşmaya başlar. Önce bir bakkal dükkanına girer ve "Bu taşa ne fiyat biçersin efendi? diye sorar. Bakkal parlaklığından pek etkilendiği bu taşı eline alır ve dikkatle evirip çevirir. Sonra da " Buna bir lira veririm" der. "Benim oğlanın çok hoşuna gider." Öğrenci, bakkaldan sonra bu kez terziye yönelir. Terzi de parlak bir boncuğu benzettiği taşı eline alıp "Güzel bir şeye benziyor bu" der. "Ben bunu hanımlara yaptığım bir elbisenin üzerinde kullanabilirim. Sana yirmi lira vereyim" der. Öğrenci çok şaşırır. Bakkalın bir lira fiyat biçtiği taşa, terzi tam yirmi katını ödemeyi teklif ediyordu. Öğrenci terziye teşekkür eder çıkar. Doğruca bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir mücevheri nereden buldun sen?" diye sorar hayretle. "Buna kaç lira istiyorsan söyle?" Öğrenci ne diyeceğini bilemediğinden "Siz ne fiyat biçersiniz?" diye sorar. Kuyumcu derhal atılır. "Ben buna yüz bin lira veririm" der. "Hatta sen bunun için ne istiyorsan onu da veririm." Öğrenci satamam deyince kuyumcu ısrar eder. "Bu taşı bana sat. Dükkanımı, evimi hatta arsamı bile vereyim." Öğrenci bu taşın bir emanet olduğunu, maalesef satmaya yetkisinin olmadığını açıklar. Taşı alıp kuyumcudan ayrılan öğrencinin kafası iyice karışmıştır. Hemen hocasının yanına döner. Yaşadıklarını olduğu gibi anlatır. Bunu üzerine hoca sorar: "Anlat bakalım, tüm bunlardan ne çıkardın?" "Çok şaşkınım efendim"
Sayfa 21 - Destek Yayınları
Felsefe
Sana yanlış kaynayan kemiğin vücütta bıraktığı sancıyı, kurşun içindeyken taburcu edilen hastanın tedirginliğini anlatacaktım....
İnsanın zihni neyle meşgulse rüyasında onu görür. Hele içiniz rahat olmadı mı, gerçeğe ne kadar da uyar rüyalarımız!
Sayfa 63·Kitabı okudu
Edebiyat