Olayların doğal akışı içinde birçok insan çarpıcı nitelikler ve yeteneklerle doğar. Ama zaman zaman, doğayı aşan bir biçimde, tek bir kişiye Tanrı öyle harikulade ve öylesine bol miktarda güzellik, zarafet ve yetenek bahşeder ki o kişi öteki insanları çok geride bırakır, bütün hareketleri Tanrı'dan esin almışa benzer, aslında yaptığı her şey, beşeri hünerden ziyade düpedüz Tanrı'dan gelir. Bu söylediklerimin Leonardo da Vinci için geçerli olduğu herkesçe kabul ediliyordu.
Dünya edebiyatına yön veren, bilim, din, felsefe, tarih ve sanat alanlarında yaptığı göndermelerle, yayımlandıktan sonra da bu alanları etkilemesiyle tüm Dünya'da bilinen İlahi Komedya'yı uzun bir zaman içerisinde okudum.
Neden uzun bir zaman peki? Çünkü ona değinen yazarlar ve edebi eserler çok fazla.
Umberto Eco 'nun Gülün Adı ve Foucault Sarkacı 'nı okurken bir taraftan İlahi Komedya'yı da okuyordum.
Giorgio Vasari 'nin Sanatçıların Hayat Hikayeleri 'ni okurken ben yine İlahi Komedya okuyordum.
Kendisine ve kitaba yapılan göndermeler olsun hem de kitapta yapılan göndermeler olsun benim için sindire sindire bir okuma süreci doğurdu, tabi bir tarafta Kutsal Kitap ile birlikte besleyince İlahi komedya gerçekten iyi bir eser düşüncemi de kanıtladı.