Büyük beyleriniz koyunlara verdikleri önemi öküze, ineğe vermiyorlar tabii. Uzak yerlerden bir deri bir kemik kalmış hayvanları çok ucuza satın alıyorlar, otlaklarında besleyip ateş pahasına satıyorlar.
Gerçekten en ince, en değerli yünü çıkaran krallığınızın her yanında soylular, zenginler, hatta pek sayın rahipler bile toprak için birbirine giriyorlar. Bu zavallılara iratları, türlü kazançları, toprak gelirleri yetmiyor; işsiz güçsüz oturup keyif çatmak, devlete bir yarar getirmeden halkın sırtından geçinmek gözlerini doyurmuyor adamların. Geniş tarım topraklarını boşaltıp otlak yapıyorlar. Evleri yıkıp kiliseyi bırakıyorlar yalnız, onu da ağıl olarak kullanıyorlar. En çok oturulan, en çok işlenen yerleri çöle çeviriyorlar. Ormanlara, parklara, av hayvanlarına ayırdığınız yerler yetmiyormuş gibi.
Şimdiyse artık, pusula elde, rüzgarlara kafa tutar olmuşlar. Kış gezilerinde güvenleri artınca tehlike de artmış. Çünkü bu güzel buluş onları belalardan kurtaracak yerde, ölçüsüzlük yüzünden daha da büyük belaların kucağına atabilirdi.