Wulf Dorn , adını çok önceleri kardeşimden duyduğum, kütüphane ve kitap uygulamalarında da karşıma uzun süredir çıkan bir yazardı. Kardeşim özellikle övgüyle bahsedince ve yazarın hemen hemen tüm kitaplarının altında "Çok güzel, çok beğendim, aşırı sürükleyici, okuduğunuza pişman olmayacaksınız vs." gibi lafları görünce bende kayıtsız kalamadım ve kitaplarını okumaya karar verdim.
Yazarın kitaplarıyla daha bir haftadır haşır neşirim. İlk okuduğum kitap bu kitap değil ama ilk incelemesini yaptığım bu. Yazar gerçekten kendini okutturuyor , ortaya psikoloji temelli bir sorun atıyor ve bu sorunuda gizemli bir olay, cinayet, duruma çeviriyor. Ve bizimde o gizemin peşine düşüp nasıl açığa çıktığını öğrenmeden kitabın kapağını kapatmamamızı sağlıyor. Kısacası yazarın kalemi başarılı.
Yazar ve kitaplarıyla ilgili kısa bir önsözden sonra gelelim kitabımıza: FOBİ..
Başlık güzel ve ilgi çekici, onu daha da albenili kılansa kapağı. Gerçekten güzel bir kapak, bende ne yalan söyleyeyim kapağın etkileyiciliğinden gelen merakla başladım. Bence buda etken kitaplarda , özelliklede gizem-gerilim-korku-polisiye türü kitaplarda okuyucunun daha iştahını kabartıyor.
Kitap özetinin anlattıklarıyla başlıyor, bir aile var ve bu aile çoğu açıdan herkesin imrenebileceği bir yaşantıya sahip. Maddi açıdan çok iyiler, iki insan birbirini severek evlenmiş ve de tatlı bir çocukları olmuş falan filan işte.
Ve birde bir adam var, bu adamın da başına gelenler hemen hemen herkes tarafından "şükür ki benim başıma gelmedi de onun başına geldi" dedirten cinsten. Bu adamda aslında daha önce başta bahsettiğim aile gibi bir yaşantıya sahipt: Zengindi, aşık olduğu bir karısı ve yakın zamanda doğacak bir çocuğu vardı. Kısacası adamın anlattıklarıyla hayatının en mutlu zamanlarıydı. Ama bir gün (evet her