Jean- Jacques Rousseau medeniyetin insanoğlunun çit yapmaya başlaması sonrasında doğduğunu söyler. Çok haklı tüm medeniyetler çitle çevrelenmiş esaretin ürünüdür.
20 yaşındaki Viktor Hugo çamurlu bir kaldırımdan geçerken, ayak bileğini ortaya çıkaracak şekilde eteğini kaldıran nişanlısı Adele Foucher'yi gördüğünde hiddete kapılır. Daha sonra sert bir mektupta, sanırım edep bir elbiseden daha değerlidir, diye sitemde bulunup tehdit eder: Beni, dönüp sana bakmaya cesaret edecek ilk küstahı tokatlamak zorunda bırakmak istemiyorsan burada söylediklerime dikkat et. Yetişkinler dünyası bu dokunaklı tehditi duyduğunda gülmekten kırılır. Şair sevgilinin ayak bileğinin ihanetiyle ve kalabalığın gülüşü ile yaralanmıştır. Oysa yetişkinler dünyası mutlağın bir aldatmacadan başka bir şey olmadığını, insani hiçbir şeyin yüce ya da sonsuz olmadığını gayet iyi bilir.
Yetişkin olmadığı sürece insan, daha uzun zaman annenin içinde tek başına doldurduğu bu evrenin birliğine ve güvenliğine özlem duyar ve bir damla gibi yabancılık okyanusunda yok olup gittiği göreceliğin yetişkin dünyası karşısında endişeye kapılır.