Selim

Selim
So this is how liberty dies, with thunderous applause...
Tutunamayanlar Üniversitesi
"Az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre ancak Nijerya ve Gana bizden daha az gelişmiş. Âşık olma oranı yüz binde kırk iki. Beş yıllık plan yüzde yüz gerçekleştiği takdirde bu oran bin dokuz yüz seksende yüz binde seksen altı olacak. Gene yeterli değil. Planlama örgütünde herkes evli olduğu için, meselenin üzerinde çok durmuyorlar. Beş yıllık planın uygulanmasına geçeli bizim sınıftan yalnız Güner âşık oldu: o da bir bar artistine.Cinsi aşk olduğu için sayılmadı. Aşkta geriyiz de başka şeylerde ileri miyiz sanki? Yalnız trafik kazalarında birinciyiz.Buyrun bakalım. Binde dört onda iki. Gururumuza dokunuyor. Selim kadar olamıyoruz. Ayrıca, büyük şehirlerde bir bakıma yüksek görünen bu oran, köylere doğru gittikçe azalıyor. Milli gelirin dağılımı gibi. Aşk sağlığı enstitüsünün bültenine göre, bir yıl içinde sadece on iki bin yedi yüz onaltı muhallebicide buluşma, yedi bin sekiz durakta buluşma(bunun bin sekiz yüz yirmi beşi gerçekleşmemiş), bin dörtyüz altmış iki çeşitli açık yer gezintisi (parklar, kırlar, ada-lar v.s.) ve yalnız altı yüz on iki sinema locası olayı tespit edilmiş. Buna gizli aşkları da ekleyin (bültende Selim’inadına rastlanmadığı için, bunu gizli aşk olayları arasındadüşünebiliriz.) Gizli aşk sayısının da, ihtimal hesaplarınagöre dört bin altı yüz kadar olduğu tahmin ediliyor. Emniyet genel müdürlüğünün tespit ettiğine göre de (yuvarlakolarak) yüz yirmi altı bin sekiz yüz bakıp da iç geçirme,kırk dört bin otobüs ya da dolmuşta hafifçe temas, dört biniki yüz peşinden gidip de vazgeçme, sekiz yüz elli eve kadar izleme ve on beş bin yedi yüz uzaktan âşık olma ve sadece (bu sayı kesin) sekiz yüz on dört ümitsiz aşk olayı kaydedilmiş. Bu arada, park bekçileri, seksen
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
ESİN PERİLERİ VE LAF EBELERİ
Tarihimizin hiçbir noktasında coşkun bir ruh, toplumsal bir arzu ve fedakarlık duygusu yaratılmasına bugünkü kadar ihtiyaç duymamıştık. Karamsarlık tiradları entellektüel bir çaba gerektirmez, dünya onlar olmadan da pekala başının çaresine bakabilir. Ama, insanları umut ve cesaretle uyandırmak, zeka ve duyarlılık karışımı gerektiren bir iştir. Peki, daha da yoğunlaşacağı yolundaki tehditleriyle karşı karşıya olduğumuz bu yoksulluğun ve mutsuzluğun ortasında, kim bir adım öne çıkıp neredeyse insanüstü bir çaba gerektiren değişimi gerçekleştirmek için bizleri ayaklandırabilir? Bir grup insan var ki, onlardan yardım istemek hakkımızdır. O insanların toplumsal bilincimizi harekete geçirmeleri büyük bir mutlulukla kabul görecektir. Yoksul halk kendi hataları ve kapitalistlerin açgözlülüğü yüzünden acı çekerken, şairlerin, yazarların, müzisyenlerin insanları etkileme güçlerini seferber etmelerinin vakti çoktan gelmiştir. Bir yandan zenginliğe duydukları aşkı teşhir ederken, bir yandan da zenginleşmek için duydukları arzuyu dile getirmeyi bir kenara bırakıp, sahip oldukları etkileme gücünü iyilik ve adalet ideallerinin emrine vermeleri elzemdir. Hal böyleyken, halkın yüreğine ulaşan ve onlara esin kaynağı olan şair ve baladların yerinde yeller esiyor. Şairlerin, yazarların hizmetine bunca ihtiyaç duyduğumuz bu zamanda, gazetelerin sütunlarında nelerle karşılaşıyoruz? Kimileri kendi servetlerine servet katmaktan başka bir işe yaramayan melankolik bir karamsarlığı sunuyor, kimileri siyasi liderlerin icraatlarını magazin hikayesi haline getiriyor, kimileri de toplumsal adalet ve özgürlük duygularını suistimal ediyor; halkı yüreklendirmeyi değil, tam tersini amaçlıyor. Bunlar yeterince kötü ama daha da beteri var. Ülkenin esine ve cesarete susadığı bir zamanda, yeteneğini
1/10
·143 syf.··
2017 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2017 00:00
Genel kanının aksine, ben bu kitabı hiç beğenmedim. Beni çeken şey kitaba ismini veren kısa hikayenin içindeki mistik hava, Aslı Erdoğan'ın daha önce okumadığım ve fakat herkes tarafından çok övülen bir yazar olmasıydı. Oysa kitapta ne mistik bir hava var, ne de çok övülecek bir yazın. Ne var ki zaten? Hangi anketin hangi sonucuna göre bu Aslı Erdoğan adlı şahıs (yazar demeye dilim gerçekten varmıyor) "Geleceğe kalacak 50 yazar" arasında seçilmiş çok merak ediyorum. Ne kadar desteksiz bir anketse artık bu, dünya çapında dahilik sınırında gezen bir sürü yazar varken iki cümlesinden birisinde "Benim bir gözüm kör oldu, aşık oldum ama yürümedi, çok yalnızım..." yazan, son derece depresif, güçsüz, umutsuz duygusallığından başka anlatacak hiçbir şeyi olmayan, karamsarlığı pek matah bir şeymiş gibi satarak edebiyat yaptığını sanan nevrotik bir kadının yarım yamalak günlüğü gibi yazılar yazan bu cılız sesi seçmişler? Başladığım kitabı bitirmek gibi bir takıntım yok, kitabı gayet yarım bırakabilirdim fakat son ana kadar, içimde bir ümit, bekledim. "Böylesine çok övülen bir kitap... bir yerde bir şey yapmıştır, ben mi göremiyorum?" diye sorgulayarak. Yok anacım. Kitap o kadarmış. Gerçekten, bir hafta boyunca bazen yarım, bazen bir saat uğraşarak bitirdiğim bu kitap, içinde edebiyat barındırmayan, ruhsal sıkıntıları ve takıntıları her satırından damlayan, sorunlu ve bunaltılı bir kadının iç bayan iniltilerinden başka bir şey değil. Her bölümün içinde bir şeyleri beğenmeyen, bir şeylerden şikayet eden, bunalımlarını abartarak felsefi açıklamalarla desteklemeye kalkacak kadar ergen ruhlu bir insanın cümlelerini okuyacaksınız. Bol bol göz muhabbeti okuyacaksınız mesela. Gözü kör olmuş. Size bunu her satırda hatırlatacak. Off! Bir kitabı okurken bu kadar çok sıkıldığım oldu mu
Edebiyat
Mucizevi MandarinAslı Erdoğan · Everest Yayınları · 20131,633 okunma

Selim

, bir kitap okudu
1/10
·143 syf.··
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2017 00:00
·
2017 10. kitabı
Aslı Erdoğan
8/10 · 1.633 okunma