Bence insanlar yaşamın anlamı üzerine ciddi ciddi düşünmek zorundalar, bir gün öleceklerini bildikleri için hem de. İnsan sonsuza dek yaşayabilecek olsa, yaşamda kalmak konusunu kim ciddi ciddi düşünür ki? Demek oluyor ki, ileri gitmek, evrim geçirmek için insanın mutlaka ölüme ihtiyacı var. Ölümün varlığı ne denli diri olursa, biz de o denli yoğunlukla kafa patlatıyoruz bir şeyler konusunda.
Harici ve dahili olmak üzere iki tür başarı vardır. Dahili başarı demek, kendi değerlerinize, yani asıl önemli olan şeye göre yaşamak demektir. Dış dünyada ne kadar iyi iş çıkardığınızla ölçülen harici başarı da açıkçası önemlidir ve asla önemsiz değildir.
En basit haliyle şu noktaya gelmiştim: Gerçekte iki dünyayı birbirinden ayıran duvar diye bir şey yoktu. Eğer varsa da, derme çatma, kartonpiyerden bir duvardı bu. Şöyle bir yaslansam diğer tarafa devrilecekti belki de. Ya da diğer taraf içimize gizlice sızmıştı da biz fark etmemiştik.
Sınırlı bir mekanda, kritik bir noktanın ötesine geçildiğinde sayılar arttıkça özgürlük azalır. Bu durum, ağzı kapalı bir şişedeki gaz molekülleri için olduğu kadar, bir gezegen ekosisteminin sınırlı mekanında yaşayan insanlar için de geçerlidir.