Umutsuzluk ve umut sınırlarını çoktan aşmış, oldukça otomatik günlük bir düzen içine girmişti. Bu düzen, arada sırada Discovery'nin sistemlerinde bir aksaklık meydana geldiğinde bozuluyor, Bowman aksayan mekanizmanın tamiri için çabalıyordu.
Fakat merak sınırlarını henüz aşmış değildi. Bazen yaklaşmakta olduğu hedefin kendisine güç verdiğini, ayrıca sonsuz bir heyecanla benliğini sarstığını duyardı. Tüm insanoğlunu temsil ediyor, ayrıca bununla da kalmayıp, dünya dışı canlılarla kuracağı temasta takınacağı tavrın büyük önemini biliyordu. Yanlış bir hareket belki de Dünya'nın sonu olurdu. Tarih boyunca buna benzer bir olayın geçtiğini sanmıyordu. Kendisi şimdi tam yetkili ve fevkalade bir elçi olmuştu. Tüm insanlığı temsile gidiyordu.
Bunu bilmenin kendisine garip şekilde yardımı oluyordu. Ne kadar yorgun olursa olsun,, traş olmayı asla ihmal etmiyor, üstüne başına dikkat ediyordu. Görev Kontrol Merkezinin kendisini dikkatle izlediğini, ruhsal durumunu özenle tetkik ettiğini biliyordu. Bowman onlara kim olduğunu gösterecek, asla acınacak duruma düşmeyecekti.