Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
10 yıl önce bugün her şeyden habersiz bir öğrenci olarak eve gelmiş biriydim. İlk dönem bitmiş öyle ya da böyle evde rahatlamayı planlıyordum.
Onedio sitesini açtım ve karşıma çıkan haber kendisinin artık... Sonsuzluğa gitmişti kahramanım. Şu hayatta en çok tanışmak istediğim insan.
Karakteriyle sanatıyla var olmuş ve dünyanın birçok ülkesinde tanınmış bir insandı. Çocuklar bile biliyordu kendisini. Sert görünüşü altında altın gibi kalbi olan kişilerden.
Bazen muzip biri bazense oldukça ciddi davranan. İşini oldukça ciddiye alan ama kendini ciddiye almayan. Hastalığını bile uzun süre saklayan, bunca yıl sonra bile hakkında müthiş şeyler duyacağınız ama kötü şey duyamayacağınız insan.
9 yaşımdaydım ilk Harry Potter çıktığında. izlediğim gün dedim bu oyuncuyu ve Profesör Snape'i seviyorum. Etkilemişti beni. Sonrasında fanı oldum ama hakkında küçük bilgiler dışında bilgi bulamamıştım. Lisede hatırlıyorum bir fotoğrafına oha diye tepki vermiştim. İlk fotoğraf o işte. Son fotoğrafı da en sevdiklerimden biri.
Çok yakışıklı çok karizmatik. Hayranıydım ve hep tanışma hayalleri kurardım. Rüyamda bile görmüştüm kendisini.
Yaşam kötü davranırken bana İngiltere denen ülkeye gitme sebeplerimden biri kendisiydi. Onunla tanışma heyecanını yaşamak istiyordum. Az da olsa sohbet etmek ve konuşabilmek için çok şey verirdim.
10 koca yıl. O küçük çocuk hala seni anıyor Alan Rickman. Bu satırları yazarken gözleri yaşlı. Hala sana hayran. Hala senin gibi biri profesörü olduğu ve Snape gibi birini sevdirebildiği için mutlu.
Keşke seni tanıyabilme imkanım olsaydı. Sana söz veriyorum ki yaşatacağım. Sen biliyorsun emin nasıl olacağını.
Bugün asa senin için kalkıyor. Senin ışığın bize ulaşıyor yazdığın günlüklerle. Bizim de ışığımızı görüyorsundur umarım.
Işığın bol olsun Profesör
Madly, Deeply: The Diaries of Alan Rickman kitabı benim için oldukça duygusal bir kitap. Alan Rickman çok özlediğim ve sevdiğim biriydi. Onu tanımak için her şeyi yapardım ama maalesef ben daha yetişkin bile sayılamadan gitti sonsuzluğa. Hani derler ya zaman her şeyin ilacı diye hayran olduğumuz insanlar için değil bence.
Yaşamımda geri dönmeyi isterdim Alan Rickman ile birazcık bile olsa konuşabilmek için. Onunla ilgili yazı hazırlayacağım doğum gününe özel. O yüzden çok duygusal olacak olsa da bu kitabı okumalıyım.
İnsanın kahramanı ölünce içinde boşluk hissediyor işte. Zaman bile düzeltmiyor bazı yaraları. 10 koca yıl geçti ve hala o küçük çocuk seni özlüyor Alan Rickman. Keşke rüyamdaki gibi buluşabilseydik. Gerçekleşemeyen bir hayaldi bu da ama sende erken gittin. On yıl daha yaşayamaz mıydın yav? Kardeşlerin yaşıyor bak.
Kalp kırıklığı geçemiyor her zaman işte.