Jean-Louis Fournier, Dul kitabında eşinin ölümünün ardından tuttuğu yası anlatıyor. Ama bildiğimiz, bizi ağlatmak için yazılmış o kitaplardan değil bu.
♡
"Ben ağlamadım. Bilmiyorum. Sadece küçük mutsuzluklar için ağlıyorum, büyüklere ağlamıyorum."
♡
Fournier, ölüm gibi bir acıyı bile ironik bir dille anlatabiliyor. Kitap kısa metinlerden oluşuyor, bir insanı kaybetmenin ve geride kalan olmanın o tuhaf, suçluluk dolu hissini oldukça yalın bir dille anlatıyor.
♡
Bir oturuşta biten ama etkisi uzun süre kalan cinsten.
♡
"Devamlı akan su durduğunda serinliği özlenir, yanan ışık söndüğünde aydınlık özlenir ve insan karısını kaybettiğinde de onu ne kadar çok sevdiğini anlar. Anlayabilmek için en kötüsünü başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?"
♡
Jean-Louis FournierDul
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma
Yazar; aileyi, sevgiyi ve ölümü anlatırken hayatın içinden, bizden parçalar ekleyerek ilerlemiş. Çoğu kişinin okurken kendi hayatından bir şeyler bulduğuna eminim.
♡
Benim favorim, kitabın da ismini aldığı Ateş Sönene Kadar hikayesi oldu. Ama benim için hiçbiri, yazarın diğer kitabı Bu Hikaye Senden Uzun Osman’ı geçemez.
♡
Ateş Sönene KadarAylin Balboa
Kitap yerli bir adamın ağzından, akademik bir dil kullanılarak değil de doğal bir dille ve eleştirel bir bakış açısıyla yazılmış. Şimdi diyeceksiniz ki, "Eleştirel derken ne demek isityorsun?" Şunu demek istiyorum: “İlkel” olarak tanımlanan toplumların, “uygar” insanları kendi gözlerinden yorumlaması. Kitap tam da bunu anlatıyor. Batı uygarlığının normal kabul ettiği şeylerin aslında kültürel bir bakış açısından ne kadar garip görünebileceğini gösteriyor ve sizi aklınıza bile gelmeyecek konular hakkında düşündürüyor.
♡
Örneğin kitapta, yerliler için çıplaklık utanılacak bir şey değil. Onlar Batılıların giydiği kıyafetleri anlamsız, hatta komik buluyorlar. Hatta biri şöyle diyor:
“Kıyafetleriniz sizi güneşten değil, birbirinizden saklıyor.”
♡ Göğü Delen AdamErich Scheurmann
Köpeklere ve Duvarlara Dair Kitapta iki öykü bulunuyor. Ben bu kitabı bir otobüs yolculuğum sırasında okudum. Oldukça ince bir kitap olduğu için kolayca bitti. Fakat şu var ki: Bu kitap da diğer ince kitaplar gibi etkisi büyük eserlerden biri.
♡
İlk öykü beni çok sarmadı; hatta okurken otobüsün camından atlamak istedim. Belki de otobüste okumak için pek uygun bir kitap değildi, bilmiyorum. Ama ikinci öyküye asla laf ettirmem! Gerçekten muhteşemdi.
♡
Ayrıca yazarın Osamu Dazai’nin kızı olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. O da tıpkı babası gibi melankoli ve yalnızlık temalarını çok güçlü bir şekilde kullanıyor. Bu da bana kitabın yarı otobiyografik bir derinliği olduğunun kanıtı gibi geldi, melankoliyi genetik yollarla birbirlerine aktarmışlar gibi..
♡
"Babamın yerine üstünde değil de suyun içinde öldüğünü nasıl olduysa öğrenmiştim. Çocuklar bir şeyi nasıl öğrenirlerse öyle. On yaşındayken "suda intihar etmenin ne demek olduğunu da öğrendim. O sıralar babam yerüstünde ölmediği için biraz rahatlamıştım da. Yeraltında ölmekle suyun içinde ölmek benim için aynı şeyler değildi. Suda ölüm "ölüm" olarak düşünemiyordum." (Syf 19)
instagram.com/that.bookwormgi...Yūko Tsushima
PDF olarak başlayıp bir türlü devam edemediğim, ama okuduğum zamanlar elimden bırakamadığım için sonunda bir yılda(!) bitirdiğim bir kitap oldu. Şaka bir yana, 80’ler ve 90’larda geçen hikâyeleri her zaman çok sevmişimdir ve kitapta Antalya’dan Almanya’ya uzanan bir yolculuk boyunca, dönemin siyasi olaylarının insanların hayatına nasıl dokunduğu çok iyi anlatılmış. Beni etkileyen başka bir yönü de karakterlerinin gerçekçiliği oldu. Sanki okuldan sonra mahallede gezintiye çıkan, Mine ablayla aynı kaseti tekrar tekrar dinleyen, Filiz değildi de bendim. Yani kitap bende eskilerin sıcaklığını da uyandırdı. Kasetlerle büyümenin tadını alamadım belki, ama sayfalardan her şeyi çok iyi hissettim.
♡
Bir de kitapta geçen şarkılar için özel bir playlist hazırlanmış olması çok hoşuma gitti.
♡ Burası Radyo ŞarampolŞükran Yiğit