"İstemek," dedi ölçülü bir sesle, "ilginç bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bazen o boşluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur. Belki de senin sorunun istemek değil, yoksun olmak. Belki de cidden yaşamak istediğin bir hayat var."
Nora Neal'ın elmas hakkındaki yanlışını düzeltmedi. Kömürün de, elmasın da karbon olduğunu ama kömürün hiçbir basınç altında elmasa dönüşemeyecek kadar katışıklı bir karbon olduğunu söylemedi. Bilimsel olarak, kömürseniz kömür kalırdınız. Belki de hayattan alınması gereken esas ders buydu.
Peki, ne var bu âlemde zaman üstü? Bir şey var!.. Onu derinden derine duyuyoruz, gözümüzü kapattığımız zaman bütün bir hayal âleminde, boşluk âleminde ruhumuzu görür gibi oluyoruz. İşte ruhumuz zamanî değildir! O, büyük vatandan gelen ruh zaman üstü vatana hasret...
Bu nasıl bir dünya, hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.
Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum, rüyada nasıl?
Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl!