Ne istediğini bilmeyen her şeyi ister.Her şeyi isteyen hiçbir şey alamaz. Hiçbir şeyi olmayan sadece bir şeye sahip olmak ister . İstediği bir şeye sahip olan her şeye sahip olur .Her şeye sahip olana ise her şey sahip olur.
Bir gün ona," Filancadan bu kadar nefret etmenizin anısı ne ? " diye sormuşlar; o da şeytanca bir arsızlıkla, " Söyleyeyim, demişti; bu zatın bana hiçbir kötülüğü yoktu.Ama ben ona bir kere pek hayasızca, âdice bir şey yaptım ve o saat ondan nefret etmeye başladım."
Kronik vicdan azabı,tüm ahlakçıların hemfikir olduğu gibi,hiç istenmeyen bir duygudur. Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir daha ki sefere daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üstünde kara kara düşünmeyin . Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.
Ve ben,kafamın içine ve yalnız kendi ruhuma kapanmakla onların üstünde değil altında bulunduğumu anlıyordum . Şimdiye kadar zannettiğim gibi , kitleden ayrışmanın bir hususiyet,bir fazlalık değil,bir sakatlık olduğunu hissediyorum. Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak gerekiyorsa öyle yaşıyorlar , vazifelerini yapıyorlar, hayata bir şey ilave ediyorlardı.Ben neydim ? Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu ? Şu ağaçlar , onların dallarını ve eteklerini örten karlar,şu ahşap blna ,şu gramafon ,şu göl ve üzerindeki buz tabakası ve nihayet bu çeşit çeşit insanlar hayatın kendilerine verdiği işi yapmakla meşguldüler. Her hareketlerinin bir manası vardı, ilk bakışta göze görünmeyen manası. Ben ise ,dingilden fırlayarak , boşta yuvarlanan bir araba tekerleği gibi sallanıyor ve bu halimden kendime imtiyazlar çıkarmaya çalışıyordum. Muhakkak ki dünyanın en lüzumsuz adamıydım. Hayat beni kaybederek hiç bir şey ziyan etmeyecekti. Hiç kimsenin benden bir beklediği ve benim hiç kimseden bir beklediğim yoktu.
İşte o andan itibaren bende ,hayatımın istikametine olan değişim başladı.Lüzumsuzluğuma ,faydasızlığıma bu andan itibaren inandım.
DESDEMONA
Dünyada böyle bir kadın olduğunu sanmam.
EMILIA
Vardır, hem de düzinelerce . Elde etmek için uğrunda çırpındıkları dünyayı tıklım tıklım dolduracak kadar çoktur bunlar.
Ama bence kadınlar yanlış yola sapıyorlarsa kabahat kocalarındadır. Kocalık görevlerinde üşengeç davranırlar, bizim hazinelerimizi yabancı kucaklara dökerler. Ya da çocukça kıskançlıklara kapılır, bizi baskı altında tutarlar ya da ne bileyim,
döverler. O da olmadı mı, sırf inattan verdikleri cep harçlığını
azaltmaya kalkarlar
Ee, bizim de tepemiz atar; ince filanızdır, ama kindar bir tarafımız vardır. Kocaların da akılda
tutmaları gereken şey, kadınların da onlar gibi beş duyusu
olduğudur. Kadınlar da onlar gibi görür, koku alır, onlar gibi
tatlıyı ekşiyi ayıracak damak zevki vardır. Bizi başkalarına
değiştirdikleri zaman yaptıkları nedir? Eğlenmek mi? Öyle galiba. Bundan zevk duyuyorlar" mı? Elbette duyuyorlar.
Öyleyse, yanıltan zaafları mı? Evet. Ya bizim erkekler gibi
zevk alma duygumuz, eğlence isteğimiz, zaafımız yok mu?
Bize iyi davransınlar öyleyse; yoksa bilsinler ki bize yanlış yolu
gösteren kendi yaptıkları yanlışlarıdır.