#k:120038s Stefan Zweig Ailesinden kalan miras sayesinde lüks ve huzurlu bir yaşam süren bir adamın, artık hiçbir şeyden zevk almamasını konu alır. Bir pazar günü at yarışları için hipodroma gider ve orada bir suç işler. İşlediği suçun verdiği heyecan ve haz sayesinde, kaybettiği duygularını yeniden hissetmeye başlar. Aynı günün akşamında bir lunaparkta vakit geçirir ve toplumun alt tabakasından insanların bulunduğu bu ortamda, kendi duygularını ve iç dünyasını yeniden keşfeder. Yazar, burada da diğer eserlerinde olduğu gibi ruhsal tahlillere yer verir.
Kitabı okurken, yazarın ruhsal çöküşünü ve ardından insanlara iyilik yapmaya başlamasını, hayattan yeniden zevk almasını kişisel gelişim açısından etkileyici buldum. Sonu, beklediğimden farklıydı. Bu durum bana, “Acaba insan gerçekten anlaşılırsa değişebilir mi?” sorusunu düşündürdü.
Morgue Sokağı Cinayetleri, Paris’te hayali bir sokakta, vahşice öldürülen iki kadının hikâyesini anlatır. Olay yeri bulguları, dinleyenleri, cinayeti işleyen kişiyi başka bir yerde aramaya yönlendirir. Auguste Dupin, analitik zekâsıyla, çözmek için izleyeceği yolu anlatır. Yazar, bu polisiye eserde, sürükleyiciliği, sade dili ve keskin gözlem yeteneğiyle kendine özgü bir anlatım sunar. Hikâyeyi, akla gelmeyecek şekilde beklenmedik bir sonla bitirir. Kitaptan çıkarımım şu: Bazen karmaşık gibi görünen durumların, aslında tek bir noktada değil, bütünüyle incelendiğinde çözülebileceğini fark ettim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. #k:133365e Edgar Allan Poe
#k:442175er Eric Emmanuel Schmitt Möise Mavi Sokak'ta babasıyla birlikte yaşamaktadır. Sürekli Mavi Sokak'ta bakkaliyesi bulunan Mösyö İbrahim ile dostluklarının zamanla baba oğul ilişkilerini anlatan bir hikayedir. Möise dünyaya sürekli gülümseme saçan bu bilge adamın Sufilik dünyasıyla tanışacaktır. Mösyö İbrahim'in sıcacık sevgisini hissedeceğiniz bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim.
#k:62314hüseyin Hüseyin Rahmi Gürpınar Matmazel Anjel, Paris’te sefalet içinde bir hayat sürerken bir tüccarla ilişki yaşamaya başlar ve onunla birlikte İstanbul’a taşınır. Ancak tüccarı aldatırken yakalanınca evden kovulur. Bunun üzerine bir Fransız aileye sığınır ve kendisini namuslu, temiz bir genç kız olarak tanıtarak onları kandırır. Mürebbiye olarak çalışmak istediğini söyler ve bu aile aracılığıyla Dehri Efendi’nin konağına yerleştirilir.
Anjel, hem yüksek bir gelir elde etmek hem de eğlenceli bir hayat sürmek amacıyla konaktaki erkeklerin gönlünü çelmeye başlar. Roman, oldukça şaşırtıcı ve ironik bir sonla noktalanır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eserinde yanlış Batılılaşmayı eleştirel bir bakış açısıyla işler. Anjel, yeni bir hayat kurmak yerine eski alışkanlıklarına geri dönerken; konaktaki erkekler ise aşkın körlüğü içinde onun gerçek yüzünü göremezler. Yer yer mizahi unsurlarla okuyucuyu güldüren, düşündüren bir eser ortaya çıkmıştır. Keyifli okumalar.
#k:261237Mehme Mehmet Rauf Pertev İstanbul'da doğmuş ve büyümüş varlıklı bir ailenin oğludur. Bir gün atkadaşı Nihat'la birlikte Büyükada'da bir davete katılırlar. Davette Müjgan adında genç bir kıza aşık olur. Fakat Müjgan ona aslı yüz vermez. Diğer kadınlara hiç benzemeyen bu yabani, soğuk ve asık suratlı kız Pertev'in tüm çabalarına rağmen onu sürekli redder. Gurur ve aşkın olduğu öyküde olaylar hiç beklenmedik şekilde noktalanır.
Böğürtlen Mehmet Rauf'un tıpkı Eylül romanı gibi psikolojik tahlillere yer verir. Olaylardan ziyâde insan iç dünyasının çokca yansımalarına yer verir.