Elif Serdar Hançer

Elif Serdar Hançer
@ElifHncr
Başladığım kitabı, kötü de olsa bitirmek huyundan Fethi Naci'nin bir sözü sayesinde kurtuldum: "Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu? demiş Fethi Naci.
Sayfa 146 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Hayata Dair
Elif Serdar Hançer
Harika bir kitap dolu dolu yaşanmış bir hayat keyifli okumalar😌
Reklam
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2018 60. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2018 00:00
Evvelâ yaptığım alıntıların neredeyse kitabın tamamına tekabül ettiğini biliyorum ve affınıza sığınıyorum. :) 1000 kitap, bütün kitapları değilse bile hiç değilse altını çizdiğimiz satırları yanımızda taşıyabilme ayrıcalığını bize veren, şahane bir oluşumdur bence... Bazı Eserleri bitirmek istemezsiniz, sizinle düşünsün, sizinle hissetsin, sizinle nefes alsın istersiniz... Son cümleleri okurken aşinası olduğum vedaların birinde, bir dostu uğurlamanın hüznüyle ağladım... Sanki günlerdir sırtıma bir hırka geçirmiştim ve bana bambaşka bir hissiyatla bakmanın şevkini veriyordu... Tevekkül sizi şeytanın vesveselerinden korur diyen mutasavvıfın içimde boyası akmış, tuğlası düşmüş bir yeri sehavetle onardığını duydum... Kalbimizde görünenin ötesinde ki o sırlı hâkikâtleri, ziyâları ve hikmetleri durmadan aramak isteği ve istidadı yaratılmıştır, bu uğurda ilerledikçe edinilen nurlu hasletlere ve Mevlânın tarifsiz yakınlığına en büyük vesile taat ve zikirdir. İbâdet, Ruhun kendi cevherini bulması, zamansız ve mekânsız bir boyutta Rabb'ine kavuşmasıdır. Bazı eserlerin, ruhun en hayati ihtiyacı olduğunu, tam zamanında havluyu terli sırtınıza sokuşturan bir annenin şefkatiyle sizi sarıp sarmaladığını hisseder, şükredersiniz... Ayet-i Kerime'ler her anın ilhamı, her kabulün duası gibi eserde... Ne çok isterdim, bir hüzme gibi her soluğumda ayetlerin tefsirine mazhar olabilmeyi... Meselleri okuyabilmek, zahir olanın derininde ki hakikate temas edebilmek... Basiretin de mertebeleri ve mesabeleri var şüphesiz... İnsanoğlu nefsinin hevâ ve isteklerini bir ömür süresince doyurup, yokolmak için varedilmemiştir. Maksatsız ve ruhunu hâkikâtin nuruyla ve bekâsıylâ şereflendirmeden öylesine yaşayıp,ona verilen mühleti doldurması için vücuda getirilmemiştir. Kemâlât ehli, takva sahibi,
Din
Su Üstüne Yazı YazmakMuhyiddin Şekur · Sufi Kitap · 20213,806 okunma
Elif Serdar Hançer
Yorumunuzu okuyunca kitap için tekrar bir yorum eklemek istemedim çünkü bu kadar güzel ifade edilebilir bu kitap.Yüreğinize sağlık. Kalbimize dokunan bu güzel kitabı gönlünüzden dökülen bu güzel cümlelerle ifade ettiğiniz için sağolun
Daha önce instagramda defalarca anlattığım, sizin de adetim olmayan şekilde “alıntıların çokluğundan” anladığınız üzere, Küçük İskender benim yumuşak karnım, zaafiyetim. Sevgim tarafsızlığımı etkileyecek düzeyde olduğu için, bir inceleme yazısı girmeyeceğim. Fakat; tarafınız ne olursa olsun, hiç değilse bu eseri ve “Her şey ayrı yazılır” kitabını bir kitapçıda olsun gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Son otuz sayfadayım, bu gece ağrılarımla başa çıkabilirsem bitireceğim. İzninizle birkaç alıntı daha eklemek isterim.. Saygılarımla..
Elif Serdar Hançer
Bu kadar içten bir söyleme istinaden mutlaka bakacağım😊😊
10/10
·172 syf.·
2018 107. kitabı
İlkokul 2. Sınıf.. Okulların açıldığı ilk gün.. Elimde siyah bir poşette kıyafetlerim, üzerimde mavi önlüğüm, yanımda babam.. Yeni okuluma gidiyoruz birlikte.. Henüz hiçbir şeyin farkında değilim. Okula geldiğimizde yavaş yavaş sıra olmaya başlamışlar benim gibi bi sürü mavi önlüklü.. Babamı o kalabalıkta son kez görüyorum, hemen beni sıraya girmem için gönderiyor. Bulduğum ilk sıraya giriyorum ben de. Müdür ve yardımcısı merdivene çıkıp epeyce konuştuktan sonra tek sıra halinde sınıflara giriyoruz. İlk yalnızlığımı o sırada yaşadım sanırım. Yanlış sınıfa gitmişim, ben ikinci sınıflarla sanarken kendimi, üçüncü sınıflarla aynı sıradaymışım ki onların sınıfına girmişim. Öğretmen sınıfa geldi gözümün içine baktı yeni geldiğimi anlamış olacak ki, adımı sordu kaçıncı sınıf olduğumu, kolumdan tutup bana, benim sınıfımın karşı sınıf olduğunu gösterdi.. Karşı sınıfa nasıl gittim, nereye oturdum hiç hatırlamıyorum.. Öğle vakti geldiğinde yemek yemek için yemekhaneye çıktık, oradan da elimdeki poşeti yatakhaneye bırakmak için yurdun katlarına.. Karşıma çıkan ilk odaya, kapının hemen girişindeki ranzanın alt katına bıraktım poşetimi. (Yanlış odaya bırakmışım, ilk azarımı da orada işitmiştim) Sonra yine okula gittik ve bir iki dersten sonra, yine yurdun önüne gelip sıraya girdik. İşte o an anladım ben, bundan sonra eve gitmeyeceğim, her okul bitiminde burada sıra olacağım ve tek tek odalara gideceğiz ve annem çıkarmayacak benim önlüğümü, sırtıma kolum yetmediğinde kimse açmayacak fermuarımı.. Yatılı okulumdaki bu ilk günümden sonrasını bu kadar net hatırlayamıyorum. Bir de, her okul çıkışında, evimizin yoluna bakan bir yer bulur oraya koşa koşa gider yolu seyrederdim. Çoğu zamanda babamı görürdüm o yoldan eve giderken. Sesim çıkmazdı bağırmak isterdim de, "Baba ben
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
Elif Serdar Hançer
Bu nasıl bir anlatış?Okurken kalbim sızladı.Hemen okuma listeme ekledim.Hem gönlünüze hem kaleminize sağlık.Sevgiler💙