Hayatta her şeyin zamanını belirlemeye çalışanlar, zaman tarafından cezalandırılmaktan kurtulamıyor. Hele ki başkalarının duyguları hakkında karar vermek, o duyguların ne zaman, hangi şartlar altında filizlenip nasıl yeşereceğini tayine girişmek, kibirle harmanlanmış budalalıktan başka bir şey değil.
Yargılayıcı yaklaşım, konuşanın davranışını ya da düşüncesini belirli bir yönde değerlendirir. Yargı olumlu da olabilir : " iyi bir fikir", "şimdi doğru iz üzerindesin" gibi veya olumsuz olabilir; "böyle bir tutumla sen hiçbir sonuca ulaşamazsın" gibi. Değerlendirme ister olumlu ister olumsuz olsun, şöyle bir kanı oluşur; "yargılayan kişi yargılanandan belirli yönlerden daha üstün olduğu için, konuşanın davranışını olumlu ya da olumsuz yönde değerlendirebilmektedir." Yargılayıcı davranışın dinleyeni nasıl savunucu bir tutum içine soktuğuna savunma konusunu tartışırken değinmiştik. Yargılayıcı birinin karşısında olduğunu anlayan konuşmacı, birkaç dakika içinde savunucu duruma geçer ve kendini kapar. Gerçek sorununu gizleyerek, olumlu bir değerlendirme alabilmek için dinleyicinin onaylayabileceği biçimde konuşmaya başlar. Bu tür bir konuşma, kişinin gerçek sorununa bir çözüm bulmasını önler.