"Ölümle yaşam arasında mı?"
"Ölüm ve yaşam birbirine tezat durur ama en çok bu ikisi bir-birine karışır. Bazıları öldüğü halde kendini hayatta sanıyor, bazı ölüler de sürekli hayatın içinde. Bize verilen ceza da bu belki:
Ölümle hayat arasındaki çizginin belirsizleşmesi, ölümü ve hayatı gereği gibi hissedip yaşayamamak."
Evdeki Hayaletler
Babam öldüğünden beri annem saçlarını boyamayı bırakmıştı, saçları griye çalan beyazlarla doluydu, sanki babamın öldüğü günden sonra o da ölümü erkenden çağırmak için bedenini hayatın geçici süslerinden tamamen arındırmaya karar vermişti. Onun yeni halini gördükçe hüzünleniyordum. "Anne bana bak! Anne ne olursun bana bak! Ben senin merhametine, sevgine muhtaç oğlunum. Kimseler yüzüme bakmasa da sen bak. Bana sarılmak içinden gelmiyorsa da bakışlarındaki şefkati esirgeme benden. Sana yoldaşlık eden eşyaları bile incitmemek için bir yana atama-yan bir kadınsın sen. Beni bir köşede yalnızlığa bırakma. Dövülüp kan revan içinde yol kenarına atılmış yaralı bir sokak köpeğiyim ben, yardıma muhtaç halde şefkat dileniyorum. Beni yaralarım değil, dilimi lâl eden gururum öldürecek." İçimdeki sesler çoğal-dı, kilitli dudaklarımdan dışarı yol bulamayan kelimelerin koru söndü, eridi, yaş oldu, gözlerimin altında birikti.