Artık aralarında yeni bir bağ, varlığı sürekli hissedilen ölüm vardı. Genç kız durumun ciddiliği konusunda artık en ufak bir söz etmiyor, kendinde gülümseyecek gücü buluyordu. Oğlan da gayet sakin görünmeyi başarıyor, bugün yarın ayağa kalkacağını umuyormuş gibi davranıyordu. Oysa zaman zaman rastlaşan bakışlarında giderek uzayan okşamalar, sürekli olarak son vedalaşmayı dile getiriyordu.
Geceler artık öylesine kötüydü ki, karanlığın basmasını bir dizi düşsel korkuya kapılmadan karşılayamaz olmuştu. Güneş bir daha doğmayacak mıydı acaba?
Dünyanın her yerinde, kadınların duygularının (sanki gökyüzünde dolaşan yağmur bulutlarından farkları yokmuş gibi) sağanak biçiminde yağıp tükeneceğine inanılır.