Sıradan insan ancak mecbur kaldığı zaman, duygularının farkına varır.Savaşçı her durumda, her şeyin farkında olmayı amaçlamıştır.
“Savaşçı karar vermeden önce düşünür,inceler, gözden geçirir,acele etmez, her şeyi hesaba katar ve ortama getirdiği bilinçten tümüyle sorumluluk alır”
Hatırlıyor musunuz, algıdan bahsederken, hem vazo, hem de iki insan portresi olarak algılanan bir resim vardı? Evet hatırlıyorum. O resimde vazo mu, yoksa insan yüzümü göreceğinizi belirleyen temel faktör, neyi zemin olarak kabul ettiğinizdi. Eğer, beyazı zemin kabul ederseniz başka,
siyah zemini kabul ederseniz, bir başka algılıyordunuz.
Sıradan insan sonsuz yaşamı zemin kabul ederek günlük yaşamını anlamlandırırken, savaşçı, her an ölüm bilincini zemin kabul ederek günlük yaşamını anlamlandırıyor.
Aklın doğru, kalbin fesat olduğu hâllerde hem akıl hem kalp zarar görür ve ikisi de yoldan çıkar. Kalbin temiz, aklın yanlış yollarda olduğu durumlarda da insanın istikametini büsbütün kaybetmesi işten bile değildir.
İnsan,düşünebildiği ve düşüncesini ifade edebildiği oranda beşeriyet makamından insaniyet makamına doğru yol alır. Bu yüzden kelime ve kavramlar sıradan bir araç olmanın ötesinde bizi insan yapan unsurların başında gelir. Düşünmek dil aracılığıyla insan olma vasfımızı kazandığımız temel eylemdir. Bundan yoksun olmak, İnsanlığımızdan çok şey eksiltir