"Yalnızlığı ne kadar geniş bir alana yayarsan yay, ne kadar uzak bir zamana ertelersen ertele, acısı ve ağırlığı azalmıyor. Çünkü insan, yüreğini göğüs kafesinde yapayalnız taşıyor" diye geçirdiği içinden.
Kadın parmaklarını birbirine doladı çözdü, doladı çözdü... Sevişmenin hemen ardından insanın bütün damarlarını dolduran o bulantıya benzer pişmanlığa ne demeli peki,dedi. Bıçak gibi gülümsedi başucundaki adam. Bedenin doğası ile toplumun ahlakı arasında soluk almanın ete kemiğe bürünmüş zorluğuydu. İçine günah karışmamış bir sevinç gösterebilir misin, dedi.
En büyük maceraları mahalle kahvesinde bir çay içmek,başkalarının yalnızlığıyla çoğalmak için bir komşu ziyaretiydi,iyice bunaldıklarında cesaret edebildikleri.
Kâküllerine düşen çiy tanelerini topladım sabaha karşı.Doğan günden kırmızılar sürdüm yanağına.Saçının telinden tırnağının ucuna dek öptüm incelikle.Sonra alıp yalnızlığımı yanıma,biraz daha tutkun,biraz daha iyimser,döndüm yeniden bıraktığın boşluklara.