Sen bana öyle bakıyorsun ki hemen kalkıp dönmek istiyorum.Eteklerinin dönüşünü gösteren, hayal kırıklığından habersiz bir kız çocuğu gibi.
Şimdi benim için bir kez dön.Sonra aynanın karşısına geçip kendine ne harikulade olduğunu söyle.
Hepimiz hayal kırıklığından bihaber kız çocuklarıydık...
Hadi yaşa madem Adalet,diyordum kendime. Hastanede çektiğin eziyete değsin. Yaşa, nereye yaşayacaksın! Dağlarda kamp kur, deniz kıyılarında yürü, ağzını göğe dayayıp yağmur damlalarını yala, yosun kokulu şarkıları dinle, kalbini kıran şiirler oku, yüksek tepelere çıkıpvar gücünle ulu,yaşlı çınarın altında uyu ,sevgilinin şehvetli kollarında uyan, şarapla sarhoş ol,aşk acısıyla ayıl, hadi ne varsa eksik bıraktığın tamamla, hepsini doya doya yaşa.Bak işte, gudubet hayatını, yanlış hesaplandığı ortaya çıkmış pars üstü gibi tastamam geri saydılar avucuna. Güle güle kullan,bozdur bozdur harca!
Neden gittiğini bilmezsin. Gidersin yalnızca. Derin bir soluk alır, büyük, kocaman, görünmez kapıdan dışarı çıkarsın ve sanki dünya da seninle birlikte çıkar.
Hiçbir şeh çağırmamıştır seni, ne bir ses ne de sessizlik. Dönüp balarsın, sıcacık yatağında uyuyan bir bebem gibi arkanda bıraktığın mutsuzluğuna...
Gaibe karışan hayalettir çocukluğumuz.Kimi zaman matem havasında, kimi zaman nostaljik içlenmeyle yad ettiğimiz çağ, zannedildiği gibi çocukluğumuz değil, bağrımızda saklı çocuksuluğumuzdur.