Tembelliğimizi, sevgisizliğimizi dile getirecek, sabah akşam içilecek bir dilaltı ilacımız yoktur maalesef. Bilim insanı mı tembel yoksa biz mi herşeyi kredi kartına dokuz taksit kıvamında yaşamaya alıştık?
“Eller günahkâr, diller günahkâr, bir çağ yangını bu, bütün dünya günahkâr…”
Sezen AksuNermin Yıldırım’ın ifadesiyle bu roman, “Masumiyetin katledildiği bir coğrafyada süren sancılı bir ‘adalet’ arayışının hikâyesidir.” Bu minvalden hareketle Dokunmadan romanının ana temasının, “suçluluk psikolojisi” olduğunu söyleyebiliriz; kitap “Öleceğimi öğrenince çok şaşırdım.” cümlesiyle başlar ve ilk bölümün son paragrafıyla da hikâyenin asıl konusuna girizgah yapılır:
“Suçluluk illeti, işlediğim suçlardan çok daha fazla zorlaştırdı, hayatımı. Çünkü suç saklansa da, suçluluk kalır. Yastığın üzerindeki uykusuzluk lekesi, kalpte kimliği meçhul ağrı, kursakta bekleyen taş gibi kalır. Bende de kaldı. Sanırım şimdi burası, her şeyi anlatmanın tam yeri ve zamanı.” (s.9)
Nermin Yıldırım “bir derde binaen” yazan yazarlardan… Dokunmadan romanını yazmasına sebep olan olay, anlattığına göre yazarın bir davet üzerine Çin’in Şanghay şehrindeyken, ülkemizde gerçekleşen 10 Ekim 2015’teki Ankara katliamının onda uyandırdığı derin üzüntü ve suçluluk duygusunun bir tezahürü şeklinde gerçekleşmiş. Romanlarını genellikle geçmiş ve bugün, unutmak ve hatırlamak ekseninde işlerken, ”Edebiyat bir tür güzel yalan söyleme egzersiziyse, yalanlarımı bilimsel temellere dayandırıyorum” diyen yazar, bütün romanlarında bir psikoterapistle çalışıyor.
Romanın kahramanı olan Adalet, ismini Nermin Yıldırım’ın en sevdiği yazar ve idolü olan Adalet Ağaoğlu’ndan almıştır, hatta romanda da bu durum tafsilatıyla açıklanır. (Edebiyata meraklı olan babanın kızına en sevdiği romancının ismini uygun görmesi)
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,6bin okunma