[15.BÖLÜM]:
Carl Gustav Jung’un Axis Mundi Kavramı
Ağaç, üç temel kısımdan oluşur:
- Kökler
- Gövde
- Dallar & Yapraklar
Kökler, yerin altında karanlıkta kalır. Toprağın altında olduğu için dışarıdan bakılınca görünmezler ancak ağacı besleyen, toprağın altındaki karanlıkta kalan o görünmeyen kısımlardır; yani bastırdığımız duygular, travmalar, kökensel aktarımlar ve dürtüler. Gövde kısmı ise, ayakta duran, bakıldığında göze ilk çarpan, en somut kısımdır. Şimdiki zamana aittir, hayatın merkezidir, hayata karşı direnme gücünün en somut halidir. Bizim kimliğimiz, karakterimiz, duruşumuz, varoluşumuz ve benliğimizdir.
Dallar & Yapraklar ise, gelişim ve genişleme demektir. Yanlara doğru genişlerken ana yönü hep yukarısıdır. Işık yukarıdan geldiği için de sürekli yukarıya doğru çıkma isteği yani ışığa erişme arzusu ile yanıp tutuşur; anlam, hedef, ideali simgeler. Bu yüzden ağaç, aşağı-yukarı-sağ-sol –yanlara- doğru genişlemesiyle tüm yönleri içinde barındırır ve gelişim hareketini yaparken her yöne doğru aynı anda ve eşit miktarda büyür, tüm bu yönlere erişmenin sorumluğunu, misyonunu da kendi öz benliğinde taşır. İşte bu, Axis Mundi fikrinin tam da kendisidir bu.
Axis Mundi, Latince bir terimdir ve Dünyanın Merkezi veya Dünya Ekseni anlamına gelir. Bu kavram, farklı kültürlerde evrenin merkezini, yer ile gök arasındaki bağlantı noktasını temsil eder. Yerle gök arasında bir geçit ya da kutsal bir merkez olarak düşünülür. Axis Mundi, genellikle yukarı (tanrısal, ruhsal) ve aşağı (yeraltı, bilinçdışı) ile bağlantı kurar. Ağacın kökleri; yeraltına, bilinçdışına, geçmişin, ataların dünyasına, arketiplere; dallar ise göğe, hayallere, ideallere açılır. Romanda ise José Arcadio Buendía’nın sınırsız bilimsel ve hayali