Engin Mavi

« İyiler kaybetmez, kaybedilir…» Peyami Safa
Alıntı
Reklam
Prof.Dr. Friedrich Nietzsche’nin Ders Müfredatı:
Friedrich Nietzsche hafta içi her sabah yediden sekize kadar ders veriyor, haftada toplam sekiz saat öğrencilerle temas halinde oluyordu. Buna ilaveten Pädegogium'da haftada altı saat ders veriyordu. Ilk birkaç dönem üniversitede işlediği konulardan bazıları şunlardı: Yunan edebiyatı ve Sokrates öncesi felsefe tarihi, Yunan ve Roman retoriği, antik Yunan dini, Platon'un yaşamı ve öğretileri, Aiskhylos'un Sunu Taşıyanları (Khoiphoroi, iÖ 458), Sophokles'in Kral Oidipus'u (1941, 1992; Oidipus Tyrannos) ve Hesiodos'un İşler ve Günler'i (2012; Erga kai he-merai). Pädegogium'da ise Platon'un Sokrates'in Savunması (1973;Apologia Sokratous), Phaidon (1943, 1989; Phaidon), Phaidrus (1943; Phaidros), Sölen (1958, 1972; Symposion), Devlet (1942,1988; Polite-ia) ve Protagoras'ını (1940, 1960; Protagoras), Homeros'un İlyada'sından seçme bölümleri, Aiskhylos'un Zincire Vurulmuş Prometheus'unu (1967, 2013; Prometheos Desmotes) ve Sophokles'in Elektra'sını (1941, 1946; Elektra) işlemişti. Ögretmenlik görevlerinin üstüne bir de üniversite meclisi, fakülte ve kütüphane komitesi toplantılarına katılması gerekiyordu, 1874'te insan bilimleri dekanı seçilmesi meslektaşları arasında ne kadar saygın olduğunu gösterse de, muazzam iş yükünü daha da arttırmışa benzer. Tüm bunların üstüne bir de sıklıkla hasta meslektaşlarının derslerine giriyor ve üniversitenin kamuoyu nezdindeki profilini iyileştirmek için sayısız ücretsiz ders veriyordu. Üstelik Prusyalı vicdanı yüzünden verdiği her derste yüzde yüz elli oranında çaba harcamadan edemiyordu elbette.Sadece bir yıllık çalışmanın ardından, yirmi beş yaşındayken profesör olması bu yüzden pek de şaşırtıcı değildir.
Sayfa 147 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Nietzche Hoca Derse Giriyor . . .
Ecce Homo için hazırladığı bir taslakta (ama bunun sadece bir kısmı eserde basılmıştır) şunları hatırlar: Temelde pedagojik ilkelere ne ihtiyaç duyan ne de bunlara sahip olan gönülsüz öğretmenlerden biriyim. Basel Pädagogiumu'ndaki üst sınıflara ders verdiğim yedi yıl boyunca tek bir ceza bile vermeme gerek kalmaması, daha sonra yeminlerle anlatıldığına göre en tembel öğrencilerin bile benim derslerimde çok çalışması bunun delili olsa gerek. Öğrencilik günlerimden zekice küçük bir strateji kalmış aklımda: Bir öğrenci önceki dersin konusunu yeterince iyi anlatamıyorsa daima alenen kendimi suçlardım - örneğin anlattıklarım çok üstünkörüyse ya da belirsizse herkesin benden daha fazla açıklama ve yorum isteme hakkı olduğunu söylerdim. Bir öğretmenin her zekâ düzeyinin anlayacağı dilden konuşma zorunluluğu vardır... Bu küçük stratejinin her türlü azarlamadan daha etkili olduğu söylenirdi bana. - Gramer okulundaki öğrencilerle ve üniversite öğrencileriyle ilgilenirken gerçekten hiç zorluk yaşamadım.
Sayfa 148 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ali bu ses tutukluğundan ve bu yutkunuşlarından anladı ki Müfid'in kendine bile itiraf edemediği büyük zaafları vardır ve bu meseledeki buhranı göründüğünden daha fazla şiddetlidir. Uzun uzun düşündü. Her şeyi anlıyordu. Fakat netice? Bu hal neye varacak? Tahmin edemedi. Müfid'in mücadelesi onu harap edebilirdi. Onu ancak derin bir "vazgeçiş"in kurtarabileceğini düşündü. Müfid anlattıktan sonra sordu: “Onu bir kere sevmemiş olmalıydım, değil mi?” Ali hararetle cevap verdi: ‘’Hayır, daima, kimi ve neyi olursa olsun seveceksin. Daima her şeye malik olmak isteyeceksin, namütenahi isteyeceksin, ihtirasların alabildiğine koşsunlar, ilerlesinler, kendini unut. Fakat bil ki başın taşa çarpacak. Muhakkak sukutuhayal var: Ya sevgilinin bayağılığı ya kuvvetli bir rakip, onun karşısında senin bayağılığın, sevgili ve dost ihanetleri, muhakkak. O vakit dur, vazgeç, istihfaf et. Derin bir feragata kabiliyeti olanlar, derin bir aşkla sevmekten korkmayabilirler. Bu mümkün müdür? Şiddetli bir iptiladan, bir anda vazgeçebilir misin? Geriye dönebilir misin? Dudak bükebilir misin? Seni bütün ihtiraslarında büyültecek, ezilsen bile ezmeyecek, yenilsen bile yükseltecek, düşsen bile kaldıracak bir tek büyük his vardır: İstiğna. Feragata daima hazır olmak. Pek iyi bil ve bilirsin ki vazgeçmeye hazırlanan muvaffak olur. Vazgeç!
Sayfa 174 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan 16 yaşındayken dünyayı değiştireceğini düşünür. 18 olduğunda düşünceleri sert bir kayaya çarpar. 20 yaşına geldiğinde hiçbir şey değiştiremeyeceğini anlar. 25 yaşına geldiğinde ise dünyanın onu değiştirdiğini fark eder. Ve insan 25 yaşında ölür, 75 yaşında gömülür. Andrey Tarkovski
Alıntı
Reklam