Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanKitap İncelemesiYa ben ne okuyorum böyle? . . .Nasıl bir kurgunun içine düştüm? . . .Nerden de bulaştım bu kitaba? . . .Bu işin sonu nereye varacak? . . .
Evet, tam olarak kafada böyle sorularla içerleye içerleye kitabın sonuna kadar götürmeyi başaran bir yazar var karşımızda: Agota Kristof
Her bir bölümü okuyup geride bıraktığınızda sanki bir sonraki bölümde öncekiyle bir hiç alâkası olmayan bambaşka bir şey okuduğunuzu hissettiren, farklı bir his, farklı bir doku, farklı tat bırakan sıradışı bir roman: Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan
Ancak böylesi girift bir kurguyu saklambaçlı-dolambaçlı, rengârenk ve plastik gülüşlü görünen zorlama cümlelerle anlatmak yerine tam aksine bir çocuğun konuşma seviyesinde anlatmış, çocukların ağızlarından dikte edilmesi, cümleleri aşırı yalınlığa itmiş hatta dili yalınlıktan da öte; aşırı yalın... Cümleler, direkt kısa ve öz. Böylesi bir kurguyu bu kadar basit ve kısa cümlelerle sürdürebilmek, ileride kurguda belirecek esrarı kamufle edebilecek yeteneğe sahip olabilmek ve hep etrafında gölgesi, karartısı gezindiği hissedilen sebebi bilinmeyen bir musibet korkusuyla kendisini okutan, henüz gelmemiş olması gelmeyecek anlamına hiçbir zaman gelmeyecek olan ve bir zaman ansızın vuku bulacak o meçhulü sürekli romanın alt katmanında saklı halde sıcak tutmayı başaran bir kurgu dehası bir yazarın satırlarıyla karşılaştım.
Eserin konusu şudur, budur diye bilgi vermeyeceğim çünkü kendinizin bizzat sıfırdan deneyimleyip herşeyini ilk kez kendi gözlerinizle şahit olmanız gereken orijinal bir kurgu bu.
* * *
Büyümüş de küçülmüş denilen çocukların dünyasına giriveriyorsunuz ilk satırlardan. Sizi direkt Savaşın Çocukları karşılıyor.
Peki Savaşın Çocukları ne demek?
Anneyi, babayı ve hatta bazı kardeşleri, bazı arkadaşları
Neden bir adam böyle tıpatıp sana benzesin. Ne anlamı olabilir? Gerçi bunun için neden üzüleyim ki? Bana ne? Çekilirim bir kenara; kendi işime bakarım! Umrumda bile olmaz!
Sayfa 64 - Türkiye İşbankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu