Dünya çölünde aklım, Leyla'sını arayan bir Mecnun kadar kayıp.
Biliyorum bir yerde bıraktım bir kişide; nerde, kimde bilmiyorum?
Allah'ım bu hâl, bu hâl ne kadar da ayıp.
Bazen Kays'lığı bir bilinmezde kaybolan bir Mecnun bazen de bir Meczupum.
Bilmiyorum, çözemiyorum ruhumun derinliklerine kök salmış ve beni eriten nedir bu sarmaşık?
Mecazî bir aşk mı Mecnunca?
Yoksa ilahî mi Meczupça.
Bilinmez bir hâl içindeyim ve çok karmaşık.
Bilmiyorum işte! ruhumdaki bu kördüğümü çözemiyorum.
Yalınayak gezdiğim bu dünya,
Diken olup batıyor ayaklarımın canına.
Ve bir zehir olup karışıyor kanıma.
Nereye ayak bassam acılarımın bile canı acıyor bu dünyada.
Ne zaman içime dönsem, baksam.
İçim çıkılmaz bir labirent gibi karmaşık
Ve sokakları çıkılmaz bir hücre gibi beni nefessiz bırakıyor.
Birer hastalık gibi zararlı dünyadaki bu insanlar ve garip.
Bir bulaşsan bu illete
Çaresi yok! Dermanı Yok! Bulamaz sana bir devâ hiçbir tâbip...
Yalınayak geziyorum bu dikenli dünya çölünde.
Nereye bassam toprak bile bir diken ayaklarıma.
Neyi avuçlasam binlerce dikeni olan kaktüs avuçlarımda.
Bu benim dünyayla olan savaşım, düşmanlığım.
Ben barışçıl yaklaştıkça o bozguncu bir tavırla saldırıyor hep.
Benim başlatamadığım bir savaş var şimdi Dünya ile aramda.
Nasıl biter, kim bitirir bilmem?
Ama benim de karşı bir saldırı yapmam gerek.
Cephaneliğimde sabır ve direnmekten başka yok mühimmatım.
Dünya ise bütün teknolojik ve doğal silahlarıyla saldırıyor aciz bedenime ve ruhuma.