Yazarın tek kitabı... İsabet olmuş başka kitap yazmaması :)
Lisede kız arkadaşımın hediyesi idi o nedenle okudum... Çok vasat bir kitap...
Okumayın !
Lisa Van Allen
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sarah Jio’nun kendisine karşı olan ön yargımı yumuşattığı, gerçek aşk konulu romanı... Kitap; edebi içeriği olmayan, akıcı bir dile sahip. Bitirince onca geçen zamanın burukluğu çöküyor yüreğinize. Yıllar sonra Ayla’sına kavuştuktan kısa bir süre sonra bu dünyaya veda eden Süleyman Amca ile tanıştığımda da hissetmiştim aynı şeyi. Neyse...
Kitap şu cümleyle sona eriyor: “Bir ağaç dalından düşen şarap rengi iki yaprak, sonbahar rüzgârıyla bir süre farklı yollarda dans etti ve sonra yavaşça yere süzülerek ıslak zeminde yan yana yerlerini aldı.”
Allah hepimizi Kitty ve gibilerinin şerrinden korusun. Bir de umarım savrulduğunuz sonbahar rüzgârınız kısa sürer.
Sarah Jio
Romanı okurken yalnızca Yunus Emre’nin hayatına değil, aynı dönemde yaşamış birçok önemli ismin birbirleriyle olan bağlarına ve aynı manevi iklim içinde nasıl yetiştiklerine tanıklık ediliyor. Bu yönüyle eser, bir hayat hikayesinden öte, adeta bir “erenler tarihi” hissi uyandırıyor. Yunus Emre’nin hayatının hem çok insani hem de insanüstü taraflarını birlikte görmek, onun şiirlerini ve sözlerini daha anlamlı hale getiriyor. Yaşadıklarını, arayışını, dönüşümünü ve olgunlaşmasını öğrendikçe, söylediklerinin yalnızca söz değil, yaşanmışlığın içinden süzülmüş bir hakikat arayışı olduğu daha iyi anlaşılıyor. Bu da okuyucuda, Yunus Emre’ye ve o dönemin düşünce dünyasına karşı yeni bir merak ve öğrenme isteği uyandırıyor. Bazı hayatlar, söyledikleri sözlerin anlamını yüzyıllar sonrasına taşıyacak kadar derin izler bırakıyorken o sözleri gerçekten anlayabilmek için, o hayatın nasıl yaşandığını da bilmek anlam katıyor.
İskender Pala
Oğuz Atay'ı, yazın dünyasındaki yerini sevenin, onu daha yakından tanımak için koştuğu bir eser ama aslında şahsına dair fikrini, beklentinin altında veriyor. Yazarın daha çok, bir eser oluşturmadan önceki karalamaları, metnin arka planı, karakter oluşumu gibi süreçlerine dair yaşamından kesitler görüyoruz. Tabiri caizse magazinsel boyutu yok ama -tamamıyla öyle olmasa da- yazmaya ilgisi olanlara örnek anlamında kapı açabileceği yerleri var. Zaten okunan kitaplar da öyle değil mi? Onlar vermez, kişi ihtiyacını alır.
Oğuz Atay