Kitap incelemesine başlamadan önce Abraham Maslow hakkında biraz konuşmak daha güzel olacaktır diye düşünüyorum çünkü psikoloğun hangi anlayışla yola çıktığını bilmeden fikirlerine anlam vermemiz zorlaşacaktır diye düşünüyorum.
Maslow ‘’Hümanist Psikoloji’’nin kurucusu kabul edilir. Bu düşüncesini ise davranışçılığa ve klasik Freudcu psikanalizin kesin sınırlarına karşı tepki olarak ortaya koyar. Geçmişten süregelen sadece hastalıklar, sıkıntılar ve bireyin içinde bulunduğu nevrotik durumlara odaklan psikolojinin yanı sıra; insanın benliğine, özsel farkındalığına, var olan potansiyeline ve o potansiyelin nasıl geliştirileceğine de odaklanır. Yani hastalıkları iyileştirmenin yanında sağlıklı bir insana da odaklanıp onun nasıl daha iyi bir hayat yaşayabileceğini, kendini gerçekleştirebilir geliştirebileceğine odaklanır. İnsanın kendine has varoluşsal özellikler ve amaçlar bulundurduğuna ve bu özelliklerin bastırılmaması gerektiğini savunur. Kişinin kendi özünü keşfedip bunu yok saymamasını benimsemesini ve yeteneklerini, karakteristik özelliklerini geliştirmesini ister. Maslow bireyin gelişim sürecini ise 2’ye ayırmıştır. Gelişimin temeli eksiklik güdülenmesine dayandırır ve o tamamlandıktan sonra kişi gelişim güdülenmesine geçmiş olur. Eksiklik güdülenmesi kişinin temel gereksinimlerine dayanır ve bunlar yoksa giderilmeye çalışılır. Temel gereksinimler (beslenme, güvenlik, barınma, insan ilişkilerinin varlığı, sevgi) giderilmeden kişi kendi potansiyeline odaklanamaz. Bu yaklaşımından dolayı da “Maslow Teorisi” adını verdiğimiz “İhtiyaçlar Hiyerarşi”sini kurmuştur. Bu hiyerarşinin temel söylemek istediği şudur; insanın temel ihtiyaçları/eksiklikleri giderilmeden kişi bir diğer aşamaya geçemez, bir basamak tamamlandığında kişi diğeri için uğraşır ve gelişimine adım adım