Bir ordunun derlenip toparlanması, hatta yeniden kurulması, evet, yavaş yavaş olacaktı. Fakat asıl sabır isteyen, asıl yavaş yavaş dedirten, dedirtmesi gereken iş bu idi; yanılanı yanıldığına inandırmaktı. Onu yoktan yere bir başka düşman yapacak yerde, hakkı olan cepheye, asıl cephesine kazandırmaktı.
Yeraltı edebiyatının benim için önemli bir parçasıdır Kinyas ve Kayra. Kitabın ana konusu iki arkadaşın birlikte çıktıkları felsefi bir macera. Hiç kimseyi ciddiye almayan, sevemeyen, vicdandan yoksun olarak tanımlıyorlar kendilerini. Sonra bambaşka fikirlere kapılıyorlar. Çok uzun fakat keyifli bir kitaptı bence. Hakan Günday’ın dehasını keşfettiğim kitaptır kendisi. İlk lisede okuyup çok derinden etkilendiğim için yarıda bırakmıştım. Şimdi hikaye tamamlandı.
Sorarlarsa, “Ne iş yaptın bu dünyada?” diye, rahatça verebilirim yanıtını: “Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından…”