Piyano eve getirildiğinde Osman Nuri Bey son derece keyifliydi. Kızına bir de hikâye anlatmıştı:
"Çingenenin biri oğlunun iyi yetişmesi için hafız olmasını istermiş. Fakat okuyup ezberlemesi için bir Kuran-ı Kerim alacak parası da yokmuş. Sonunda değerli davulunu satmış. Bir Kuran-ı Kerim almış ve bir de hoca tutmuş. Artık evlerinde her gün okuma sesleri duyulmaktaymış. Aradan bir hafta geçmiş. Baba bir de bakmış ki oğlan bir minderde sırtüstü keyifle yatmış, bir şeyler mırıldanıyor. Yaklaşarak kulak vermiş. Oğlan raftaki bal kavanozuna yalanarak bakıyor, bir yandan da 'Dal dal üstünde, dal raf üstünde, bir çanak bal' diye söylenip duruyormuş. Çingene baba sevincinden neredeyse uçacakmış. Oğlu hafız olmuş, hem de nasıl hafız. O da oğluna karşılık bir beyit atmış: 'Benim hafız ulum, benim karpuz ulum ürenmiş, her bir şeycikleri ürenmiş adam olmuş, satayım Kuran-ı Kerim'i de alayım ona bir davulu şerif."