Allahın funny bi kulu

Allahın funny bi kulu
Artık ölebilirdim Bütün İstanbul şahidim -Ahmed Sezai Karakoç
Anadolu'nun insancıkları padişahlarına asker verenlerdir. Anadolu yarımadası gerçekten ana doludur. Bu topraklarda büyük dedelerinden başlayan bir erkek yokluğu hakimdir. Dedeleri, oğulları hep şehit olmuşlardır.
Sayfa 92·Kitabı okuyor
Anı-Hatırat
Reklam
8/10
·299 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 14:26
Osmanlı döneminin son büyük casusluk faaliyetlerinden olan -bilinen- Vambery'nin Osmanlı öncesi hayatından, Osmanlı ilişkilerine ve ölümüne kadar olan yolculuğunu anlatıyor kitap. Kitapta en çokta Abdülhamid Han'ın o hep söylenen denge siyaseti göze çarpıyor ki, adeta sekerat halinde bir adamın hırıltılarını duyuyorsunuz. İşte bu kitaplardaki belgelerde, sekerat halindeki imparatorluğa Sultanın çırpınışlarına en yakından şahit olacaksınız. Ve maalesef ki, O'nun büyük çırpınışlarının kendisinden sonra gelen halefleri aracılığıyla bir çırpıda harcanışını da tarih bize gösterecektir. Allah sultanımıza gani gani rahmet eylesin, âmin.
Araştırma-İnceleme Tarih
Saraydaki CasusMim Kemâl Öke · İrfan Yayıncılık · 2013190 okunma

Allahın funny bi kulu

, bir kitap okudu
8/10
·299 syf.··
Beğendi
·
22 günde okudu
·
2026 32. kitabı
Mim Kemâl Öke
8.5/10 · 190 okunma
Vehbi nedenlerini çözemediğini söylediğinde Hadiye şöyle dedi: "Ben biliyorum Vehbiciğim. Bu İstanbul'un daha kapalı, katı törelere baş eğerek yaşanan hayatının insan ruhuna yaptığı baskıdan kurtuluşun sevincidir. Buradan İstanbul'a her gidişimde sevdiklerime kavuşmanın büyük sevincinin yanında hep bana kasvet veren duygular yüreğimi kara bulutlar benzeri kaplar. Evlerin kafeslerinden sıkılırım. Kalın peçeli, pelerinli çarşaf giyenlere acırım. Teyzemle merhum amcam çok aydın insanlar olmasaydılar ve onları annemle babam kadar sevmeseydim İstanbul'a ayak atmazdım. Rumeli topraklarının derinden derine insanı etkileyen uygar havasına hayranım. İnsanları aydınlıktır, aydın görüşlüdür; yeniliklere açıktır ve genel olarak halkı çalışkandır. Sonra Osmanlı Sarayı'nın hafiyeleri de pek barınamazlar çünkü burada onların jurnallerine girecek malzemeleri veren kimseler de yoktur."
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Anı-Hatırat
Piyano eve getirildiğinde Osman Nuri Bey son derece keyifliydi. Kızına bir de hikâye anlatmıştı: "Çingenenin biri oğlunun iyi yetişmesi için hafız olmasını istermiş. Fakat okuyup ezberlemesi için bir Kuran-ı Kerim alacak parası da yokmuş. Sonunda değerli davulunu satmış. Bir Kuran-ı Kerim almış ve bir de hoca tutmuş. Artık evlerinde her gün okuma sesleri duyulmaktaymış. Aradan bir hafta geçmiş. Baba bir de bakmış ki oğlan bir minderde sırtüstü keyifle yatmış, bir şeyler mırıldanıyor. Yaklaşarak kulak vermiş. Oğlan raftaki bal kavanozuna yalanarak bakıyor, bir yandan da 'Dal dal üstünde, dal raf üstünde, bir çanak bal' diye söylenip duruyormuş. Çingene baba sevincinden neredeyse uçacakmış. Oğlu hafız olmuş, hem de nasıl hafız. O da oğluna karşılık bir beyit atmış: 'Benim hafız ulum, benim karpuz ulum ürenmiş, her bir şeycikleri ürenmiş adam olmuş, satayım Kuran-ı Kerim'i de alayım ona bir davulu şerif."
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Anı-Hatırat
Reklam