Mehmet ettar

Puan vermedi·249 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
İlk çağ filozoflarından itibaren, devletin nasil olması gerektiği konusunda çeşitli tartışmalar yapilmis, öneriler ortaya konmuştur. Bazı filozoflar devletin mutlak güçlü olmasını, bireyin devlet karşısında baskilanmasini; devletin geleceğini her seyden önce tutulmasi gerektiğini savunmuştur. Birey- devlet ilişkisinde ortaya çıkan bu durum, devletlerin vatandaşları üzerinde otoriter bir şekilde baskı kurmasına neden olmuştur. Klasik Ortodoks devlet anlayışınin çökmeye başladığı Rönesans hareketi ile birlikte, devlet yönetimi konusunda daha özgürlükçü fikirler ortaya cikmaya başlamıştır. Bu dönemde, yaşadığı çağa göre özgürlükçü bir devlet anlayışı ortaya koyan Thomas, ne yazik ki görüşlerini gerçek hayatına yansitamamistir. Üç bölümden oluşan bu kitap, bir gemicinin kaza sonucu düştüğü gizemli bir adadan ve adanin halki ile ilgili ilginç bilgiler vermesi ile başlıyor. Ada halkının yaşayışı, sosyal hayatları, ekonomi ve ahlak konusundaki görüşleri dikkate değerdir. İlk iki bölüm, derin okuyucular icin ilkokul seviyesindeki bir hikaye kitabından farkli olmayabilir. Buralarda sikilmamak elde degil. İlerleyen bölümlerde, Mina Urgan'nin değerlendirmesi ile kitap, müthiş bir hal alıyor. Değerlendirme yapan yazarın, Platon'nun devleti ile Thomas'in devleti arasındaki ayrıntılı incelemesi okunmaya değerdir. Her ne kadar kitap , hikaye etme noktasında zayif kalsa da bizim için yaşanılası yerlerin olabileceğini ortaya koyma açısından takdire şayandır. Kendisinden sonra gelenler için, ütüpya yazımını literatüre sokmuş ve peşi sıra gelen yazarlar tarafından hep takip edilmiştir.
Siyaset
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Mehmet ettar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·249 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
Thomas More
8/10 · 24,6bin okunma
10/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Kemalist Ortodoks tarih yazımının her metinde bize dayattirmaya çalıştığı, 'Atatürk, çevresinden izole bir şekilde vatani nasil kurtaracağını düşünürken, Samsun'a çıkmanın bu isi yapma noktasında ilk adim olacağı aklina geldi.' dayatmasini ortadan kaldiran bu kitap, Milli Mücadele hakkindaki ezberlrimizi bozacak cinsten. Tarih gerçekler itibari ile, İtthat ve destekçilerine sempatiyle bakmasam bile, onları tarih içinde; donemin şartlarına göre yargılamanın tarihi gerçekler açısından daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Eric'in entelektüellligini ve Osmanlı devleti hakkındaki derin bilgisi kitabin her sayfasında göze çarpmaktadır. Atatürk'ün Samsun'a çıkmasından itibaren ele aldigi perspektif, kendisi gibi ordudan yetisme ve dönemin subayları arasında parlak kariyerleri olan paşalari, milli mücadele döneminin sona ermesinden sonra, Atatürk'ün onları nasıl disladiklarini görebiliyoruz. Yine kemalist tarih yazimina gore, Atatürk'ün dişındaki herkesin vatan haini oldugunu; ittihatçıların ülkeyi kurtarmak adına herhangi bir şey yapamadıklari bilgisi, bu kitap tarafından altüst edilmiştir. Atatürk ve Enver arasındaki ilişki ast-ust ilişkisinden öte, Enver'in, Atatürk'ün ( Atatürk'ün düşüncesi olduğunu söyler) ikabalini çaldığı yönündedir. Atatürk'un silah arkadaşlarına olan bakış açısı, sonrasındaki gelişmeler artik siyasi oldugu için, tartışılması ve hakların teslim edilmesi için yeniden tozlu raflardan indirilmelidir. Karakol ve Teşkilatı Mahsusa'nin, Kurtuluş Savaşı'ndaki rolune, bu kitap tarafından ehemmiyet verilmis ve hakları teslim edilmiştir. Ezber bozmak isteyen herkese, bu kitabi okumalarini tavsiye ederim.
Tarih
Milli Mücadelede İttihatçılıkErik Jan Zürcher · İletişim · 2016186 okunma

Mehmet ettar

, bir kitap okudu
10/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Erik Jan Zürcher
8.8/10 · 186 okunma
Puan vermedi·482 syf.··
2020 1. kitabı
Osmanlı'nın 1800'li yillardan itibaren, basarmaya çalıştığı modernizasyon çalışmaları hiz kazanmaya başladı. Avrupa tarzı okullar, yönetimde yapilan değişiklikler bu konu hakkinda yapilan belli basli çalışmalardır. 20.yy'in ilk çeyreğinde alinan Trablusgarp ve Balkan savaşı yenilgileri, Osmanlı'nın ordu içerisinde yeni bir yapilanmaya gitmesine vesile olmuştur. Daha öncesinde Osmanlı ordusunun farkli kollarinda, subay, kolordu komutanı vb. görevlerde çalışan Alman subaylar, 1.Dunya Savaşı'nın ayak sesleri duyulduğu yillarda; bu subaylardan daha fazla yararlanmanin yollarına girilmiştir. Osmanlı askerî yönetiminde artan Alman hayranlığı, bu gelişmelerin hız kazanmasina vesile olmuştur. Bu amaçla kurulan Askeri Misyon ekibi, Osmanli ordusunda modernizasyon, askeri hastahanelerin kurulması ve Osmanlı Devleti'nin müttefikleri ile iletişimini sağlamak icin, Alman Kayzeri'nin oluru ile birlikte kurulmuştur. Askeri misyon ekibinin basina, eski Alman Kara kuvvetleri komutani, Lıman Von Sanders verilmiştir. İlk basta gorevi kabul etme noktasinda tereddüt yaşayan Lıman, Alman Kayzeri'nin direktifleri ile gorevi kabul etmek zorunda kalmıştır. Lımon, kitapta bahsedilen başarılardan surekli olarak Almanlar tarafından kazanıldığını söylemektedir. Kitabin her satırında Alman Subaylar övülurken Osmanlı subayları, muhteris, hırslı, ikbal tassvurcusu olarak lanse edilmiştir. Enver ile olan mücadelesini, cekismesini sürekli olarak Enver'i itham edecek sekilde dile getirmektedir. Kitapta dikkatimi Çeken bir diger konu, Osmanlı ordusunun her konu açısından çarpıcı bir gozleminin ortaya konulmasidir. İttihatçıların akıl almaz hayal perestligi, Osmanlı ordusu hakkinda yanlış bir değerlendirmeye sebeb olmuştur. Tüm iyisi ve kötüsüyle kitap, Osmanlı Devleti'nde beş yılını geçiren Lıman'nin
Tarih
Türkiye'de Beş YılLiman Von Sanders · İş Bankası Kültür Yayınları · 2010184 okunma