Ah Tezer Özlü :(
Yaşamak için çırpınan bir çocuk, genç bir kadın. İntiharın eşiğinde gezinmesi de hep bu yüzden. Çünkü anlatamıyor. Kendini ifade edememenin çaresizliği ne büyük bir uçuruma sürükler insanı kim bilir.. diye yazarken, canına kıyan o körpecik kızlarımız geldi aklıma. Olmak zorunda bırakılan kimlikler, uyulması gereken kurallar yüzünden ölüme sürüklenen insanlar. Özlü de onlardan biri.
Bu benim hayatım. Siz gibi olmak istemiyorum. Sizin kurallarınızla oynamak istemiyorum. Bir bedenim var, bir ruhum var yalnız bana ait olan. Bana zorla vermeye çalıştıklarınız beni öldürüyor görmüyorsunuz. Susmak beni öldürüyor, duymak, bilmek beni öldürüyor.
Oysa ben ölmek istemiyorum.. ölüyorum
Tarzı, üslubu hiç değişmeyen yazarlardan biri Hakan Günday. Sanırım yazarını söylemeseniz de okurları çok kolay tahmin eder okuduğu kitabın kime ait olduğunu.
Beynini, ruhunu, kurgu yeteneğini seviyorum fakat çok sık kendini tekrarlıyor gibi hissediyorum. Kitaplarını sıralı okumadım, zaten toplamda da henüz 5 kitabını okudum. En çok adı geçen Kinyas ve Kayra’ya henüz sıra gelmedi mesela. O zamana kadar Günday’dan sıkılmayacağımı umuyorum.
Benim favorilerim ise Azil ve Az.
Bu kitabın konusunu diğer arkadaşlar incelemelerinde yeterince anlatmış, tekrara gerek görmüyorum. Beni uçlarda yaşatmadığını söylemeliyim, çok derin etkiler bırakmadı üzerimde. Kapağını kapattıktan sonra günlerce birlikte yaşayacağım kadar dünyama girmedi karakterler. Kötü mü, hayır asla değil. Karakter analizleri her zamanki gibi çok iyi. Ama diyorum ya belki tekrardan kaynaklı bir samimiyetsizlik hissettim, belki de tanışmak için uygun zaman bu zaman değildi bilmiyorum.
Yok, bitiremeyeceğim. O kadar sıkıldım ki, burada bırakmak en iyisi. Livaneli’nin bazı kitaplarında bu duyguyu yaşıyorum nedense. İleride tekrar okumayı dener miyim bilmiyorum. Sizce denemeli miyim?