Tolstoy der ki :
“Herkes dünyanın kötüye gittiğini söylüyor ama kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmiyor.”
Bugün herkes dünyanın daha yozlaşmış, daha saygısız ve daha huzursuz bir yer haline geldiğinden şikâyet ediyor. Ama nedense kimse bu büyük tablonun küçük bir parçası olan kendi tutumlarını sorgulamaya yanaşmıyor. Dünyanın kötüye gittiğini söylemek, insanın kendini sorumluluktan uzak tuttuğu rahat bir sığınak gibi geliyor.
Oysa dünya dışarıdan yönetilen ayrı bir düzen değil; her birimizin seçimleriyle, sözleriyle ve davranışlarıyla şekilleniyor. İnsan kendi hatalarını görmezden gelip değişimi yalnız başkalarından bekledikçe, eleştirdiği o karanlığın bir parçası olmaya devam ediyor.
Belki de gerçek değişim, kalabalıkları yargılamadan önce aynaya bakabilmekle başlıyor. Çünkü dünya dediğimiz şey aslında biziz; düzelmesini istediğimiz ne varsa, önce kendi içimizde başlatmak zorundayız.