George Orwell 1984 ve Hayvan çiftliği kitaplarıyla nasıl yazdığı konular üzerinden metaforik anlatımıyla nasıl gelecek projeksiyonu sunuyorsa, papazın kızı eserinde de Dorothy ile inanç ve inançsızlık kavramlarının üzerine yazıyor. Toplumsal iğnelemekten de kaçınmıyor…
Eserin genelinde Din, toplum ve eğitim konulara değinen yazar insanın kendi iç dünyasında keşfedilmemiş bölgeler* denilecek yerlerine odaklanmaya özen gösteriyor. Karaktere olaylarla fazlasıyla yükleniyor yoğun olaylar zinciri içinde karakterin içsel yolculuğunu derinlemesine daha fazla içselleştirebilirdi. Kitap içsel yolculuğunda karakteri bilinç akışıyla baş başa bırakmıyor. Toplumsal temaya öncelik vermeye çalışıyor. Bu toplumunda patern verici yönüne odaklanmayı tercih ediyor…
Dorothy kırsal bir kasabada çalışkan, fedakar ve inanç örgüsüne sadık genç bir kız, papaz babasının gündelik işleriyle uğraşırken hesaplı davranmayı dert edinen babasına yaranmaya çalışıyor. Meşguliyetleriyle hemhal olurken inancını da her şeyden üstün tutmaktadır. Kasabalı tarafından sevilen ve onların yardımlarına koşmaya çalışan Dorothy Hare komşusu olan Warburton’la adı çıkar ve sarsıcı gelen bu olayın hemen üstüne hafızasını yitiren Dorothy sokaklarda hayatta kalmaya çalışırken kim olduğunu sorgulamaya başlıyor. Yazar burada inancın çevresel faktörlerden nasıl filizlendiğinin vurgusunu yaparken dönemim ingilteresindeki toplumun içinde bulunduğu ikilemleri konu ediniyor.
Hayatının sorgulamasını yapan Dorothy kim olduğunu şekillendirmeye çalışırken yaşadığı parasızlığın ve yoksulluğun içinde İngiltere’deki evsizlerin yaşamına da değiniyor. Ahlakın ve düşkünlüğün çıkmazından sıyrılmaya, gayretiyle filizlenmeye, inanç ve inançsızlık konusunda yaşatılanlarla olgunluğa erişmeyi goerge Orwell kalemiyle şekillendiriyor…
Eser
Selamlarrrrr
Bugün size muhteşem bir kitabın yorumunu yapmaya geldim. Tek kelime ile mükemmel bir kitaptı. Kitabımız ‘’Hayal Kurmaya Cesaret Eden Köpek’’ adını duydunuz mu okudunuz mu bilmiyorum ama kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Yazarın ilk bu kitabını okudum. Yazarın bir de "Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk" kitabı varmış onu daha okumadım ama okumak için sabırsızlanıyorum.
Hayvanların konuşturulduğu kitaplar her zaman hoşuma gitmiştir. Onların ne düşündüklerini bilmeyi çok isterdim o yüzdende kitaplarda bunları okumakta çok hoşuma gidiyor.
Kitabımız Pasaklı adında bir köpeğin yaşamını konu alıyor. Pasaklı doğduğu andan itibaren tüylerinin diğer kardeşlerinden farklı ve siyah olması nedeniyle ailesi tarafından dışlanmıştır. Zamanının çoğunu evinin bahçesinde geçirdiği için Pasaklı ve sahibi Büyükbaba Feryat'ın diğer köpeklere göre daha iyi geçinmektedir. Büyükbaba Feryat ihtiyaç duyduğu anlarda eve bulunan köpekleri satmaktadır lakin bunu pasaklı için hiç düşünmemiştir. Onun hep kendisiyle kalmasından yanadır.
Pasaklının her kara kış üstesinden gelmesi gereken zorluklar vardır. Pasaklının yaşadıklarını, hissettiklerini okurken bende onunla birlikte fazlaca hissettim. Yer yer çok sevindim, yer yer çok hüzünlendim. Pasaklı kitap boyunca birçok zorlukla karşılaşmıştı ama umutlarından hiç vazgeçmedi. Çok güzel sımsıcak bir hikayeydi her yaştan kişilerin okuyacağı bir kitap herkese tavsiye ederim.
Kitaplarla kalın, herkese keyifli okumalar.
Siz hiç bir kitabın tüm satırlarının altını çizmek istediniz mi?
Tek bir cümlenin ziyan olmaması gerektiğini, her cümle üstüne saatlerce konuşulabileceğini hiç düşündünüz mü?
İşte bu kitap böyle bir kitaptı, her sayfası için sayfalar yazılası...
Ali Ural, benim için tam olarak ayna.
İçimin, kafamın, kalbimin, ruhumun aynası...
Hangi konuda ne düşündüysem, hangi sorularla kendimi meşgul ettiysem cevabını, açıklamasını, zihnimdeki eksik parçayı sakince ama şaşırtarak hemen önüme çıkarıyor kendisi.
İşte bu kitapta da bolca yaşadım bu hâli.
Sizi dolduran, eğer felsefik ve hayata dair sorularınız varsa bunları cevaplayan, zihninizde tazecik yeni ışıklar yakan, ruhunuzu dinlendiren ve konuşmaya değer şeyleri hayatınıza katan kitapları seviyorsanız buyrun efendim :)