Birazdan okuyacaklarınız, 'inceleme' adı altında birleşmemişlerdir. Kendimi gerçekten bildim bileli vaaz vermekten ve/veya birine bildiğimi doğru ya da gerçek olarak lanse etmekten uzak durmuşumdur. Çünkü, ne kendimi bir şey hakkında bilgi sahibi görecek kadar özgüvenim veya kibrim olmuştur, ne de karşımdakinin kendi başına arayarak bulabileceği bir şeyi ona kendimce sunmayı uygun görmüşümdür. Samimiyet ile beraber durumlar değişkenlik gösterebiliyor. Ancak beni gerçekten tanıyanlar bilir ki, söylediklerim sadece beni ilgilendirir. Karşımdakine bakış açısı sunmaktan öteye gitmek istemem. Bedenlerimizi ne sıklıkla yıkıyoruz? Her gün? İki günde bir? Haftada bir? Sadece rahatsız edici bir koku alınca? Bu olgu her birimizde farklılık gösterebilir. Lâkin beyin yıkama, işte burada işler değişiyor. Bence, her birimizin her gün en az bir kez beyni yıkanıyor. Bu yıkama ve yağlama işlemini yapanlar değişiklik gösteriyor. Bazen ailemiz, bazen arkadaşlarımız, bazen dışarıdaki insanlar, bazen televizyonda veya gazetedeki insanlar, bazen buradaki insanlar vs. her yerde ve algımıza giren herkes tarafından yapılıyor. Bunun başlangıcı var mı ya da sonu? Kontrol etme veya engelleme imkânı var mı? Buna olumlu cevap verebilecek varsa eğer, saygılarımı sunarak kendisine inanmayacağımı belirtmek isterim. Çünkü, buna cevap verirken bile yıkanmış olarak konuşacaktır. Şimdi, bunca zırvalığı neden mi anlattım? Birazdan ben de vaaz vereceğim. Evet, ben de. Albert Coraco, bu konuda beni durdurulamaz duygu ve düşünce durumuna soktu. Bu vaaz konusunda benim kadar, en az o da suçlu.
"Evrensel ölüme doğru ilerliyoruz, en bilgili ve görgülü olanlar bunun farkındalar, insan eserlerinin zincirinden boşalttığı bu musibetlere çare olmadığını onlar biliyor, uçarı varlıklar arasında trajik bir halleri var