Belki de şahsiyet dediğimiz şey bu, yani hâfizanın ambarındaki maskelerin zenginliği ve tesadüfü, onların birbiriyle yaptığı terkiplerin bizi benimsemesidir.
"İnsan saatin arkasını bırakmamalıdır. Nasıl ki, Allah insanı bırakırsa her sey mahvolur!" Saat hakkındaki düşünceleri bazen daha derinleşirdi: "Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır...
Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla
mevcuttur!"
Bu itibarla saatleri geri kalanlardan aldigimiz nakit cezaya iki kurus zam yapmamizi herkes gayet tabiî buldu. Hatta ekseriyetin hosuna
gitti. Böylece hem geriliğe layık olduğu cezayı veriyor, hem de ileri düsünüsün hakkini teslim ediyorduk.