Ne var ki, Türkiye'de, bir camiden içeri girerken kapıda bırakılan sadece ayakkabı değildir. Tıpkı ayakkabı gibi, Türk milleti anadilini de mabetlerinin dışında bırakır!.. Ve camide, Tanrı'ya olan bağlılığını, temiz kalpliliğini, sevgisini anlamadığı bir dille ifade etmek zorunda kalır. Oysa, dünyanın neresinde olursa olsun, bir kültürün anadili, o toplumun çıplak ayağıdır. O denli temiz ve o denli bedeninin ayrılmaz bir parçasıdır. Anadilinden farklı, hiç anlaşılmayan bir dille Tanrı'ya kalbini açabildiğini sanmak, dışarıda bırakıldığı sanılan ayakkabıyı aslında ruha giydirip mabetten içeri girmekten başka bir şey değildir.
Sayfa 110 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Zaten hiçbir şey tamamıyla ortadan kaybolmadığı gibi ortadan kaybolan her şey de birtakım izler bırakır. Sorun her şeyin ortadan kaybolduğu bir yerde geriye nelerin kalmış olduğudur.