"İçinde bulunduğu andan başka sermayesi yoktur insanın."
Yani ne diyebilirim? Yazar gerçekten usta işi bir eser yazmış. Her paragrafı üstünde düşünülecebilecek cümlelerle dolu. Okuduğum sayılı kişisel gelişim kitaplarından olduğu için biraz ağır olanıyla başlamak beynimi karman çorman etse de her zerresine değdiğini düşünüyorum.
Kitap -adından anlaşabileceği gibi- tesellilerle dolu. Her bölüm yeni bir konu hakkında farklı bir teselli. Ve de bölümler dolu dolu hani: büyük düşünürlerin sözleri, konu hakkında küçük birer hikaye,yazarın kendi düşünceleleri... Azar azar okununca insana katkı sağladığını düşünüyorum.
Ama.. Ben mi kafasında sensör olan takıntılı kızın tekiyim bilmiyorum ama kitapta en gıcık olduğum şeylerden biri sürekli tekrarlanan kelimeler oldu. İnsan bir bölümde kaç kere "musibet" diyebilir ya? Böyle kaliteli bir kitapta neden aynı kelimeler tekrarlanıp duruldu bilmem. Kafamdaki o sensör her "musibet" yazılınca parlıyordu-ve birkaç kelimede daha.Sinir krizi geçirdiğimi söylemesem olmazdı.
Ayrıca belirli aralıklarla okunulmazsa kitap çok boğar insanı. Bazen dokuz on bölüm art arda okuyunca ne okuduğumun farkında olmayıp geri dönüp durdum. Ben ettim siz etmeyin yani.
Sonuç olarak tavsiye ederim. Ama okurken sadece bu kitaba odaklanmayın. Ayrıca başka kitap okunulabilir çünkü günde sadece birkaç kısmı okunmalı bence. Daha verimli olacağını düşünüyorum. Bu şekilde okursanız kitaba başlarkenki sizle bitirirkenki siz arasında bariz olmasa da bir fark olacak.
"Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur."
Sizin yaşayan kısımda olmanız dileğiyle ve sevgilerle,
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk
"...yaşadıklarından çok yaşayamadıklarının ifadesi olan bir bakış..."
Kimseye değmeden yaşamanın en canlı örneği.Çevresindeki hareketli yaşamda sadece izleyici Mücellâ.Çoğu insan gibi şu anın içinde kaybolup,hızına anlam veremeyip,elinde bir hiçle hayatının sonuna varan.Yaşanmamış bir hayatın en akıcı örneklerinden.
Kitabı okurken bana "Harekete geç," dedi sanki."Günün sonunda,kafanı yastığa koyduğun zaman boşa gitmiş bir günü değil,yaşadıklarının heyecanını hatırla." Bunun en korkunç hali günün sonu değil de hayatının son anlarında yaşayamadığın hayatı düşünmek.Tıpkı Mücellâ gibi...
Bu kitabı okumanın-özellikle de seçimlerimin hayatımı şekillendireceği bir dönemde okumanın bana iyi geldiğini düşünüyorum. Neticesinde Mücella'lardan bu dünyada istemediğimiz kadar çok var. Ne kadar iyi biri olmasına,onu sevmeme karşın geçmişine baktığında gördüğü uçurum ödümü koparttı.
Arkamı döndüğümde yaşayamamanın acısını çeken ve avucunda bir hiç olan bir kızı görmemek dileğiyle...
"Acı bir filmin geç gelen mutlu sonu..."
MücellâNazan Bekiroğlu
"Ben bir insanım."
"Hayır Cinder.İnsanlar gözyaşı dökerler."
Kitap tam tadındaydı. Her şeyden yeterince.Bıktırmadan. Gizem desen,var. Sırlar,macera,aşk,taht kavgaları,çaresizlik,hayaller... Hepsi tam ayarında. Kitabın verdiği ufak ayrıntılardan her şeyin önceden belirlendiği anlaşılıyor ve kitabı okurken şaşkınlıktan ağzınız yavaşça açılmaya başlıyor.Adım adım.
Çok hoş bir kitaptı. Ben tam olarak böyle tarz kitapları seviyorum. Kaliteliydi hani. Cinderella'nın uyarlaması ama çok ustaca değişiklikler yapılmış,masalı anımsatıyor sadece ara ara. Benim kitapla ilgili anlam veremediğim ön yargılarım vardı.Fakat cok fazla karşıma çıktı ve en sonunda okuyayım dedim. İyi ki de okumuşum.
Tam bir başlangıç kitabı. Kitabın sonunda her şeyin daha yeni başladığı anlaşılıyor. Cinder bir mekanik ustası. Ayrıca toplumda ikinci sınıf olarak görülen bir sayborg-ama o bunu yaymamayı tercih ediyor. Ayrıca daha sonraları küçük kızımızın kesinlikle tahmin edemeyeceği birkaç bir şey daha olacağını göreceksiniz. Prens Kai'nin ziyaretiyle başlıyor her şey. Ona tamir etmesi için bir şey veriyor... Sonra hayat Cinder'e bana mısın demiyor.
Herkese hitap ettiğini düşünüyorum. Benim favori serilerimin arasına girdi. Kitap alışverişi için bir dahaki ayı beklemek bu sefer çok daha zor olacak. İkinci kitabı merakla bekliyorum kısacası.
-"Sana bakmak,ona bakmaktan bile daha fazla acı verici."
Şiddetle tavsiye edilir,
Marissa MeyerCinder
Tamam. İtiraf ediyorum:kitabı sadece kapağına bakarak aldım. Ama şu güzelliğe bakar mısınız? Sade,tatlı ve şık; yani tam benlik bir kapak! Baktım ve dedim ki:"Hadi ama,böyle bir kapağı olan kitap nasıl kötü olabilir ki?"
Haklı çıktım da.
Kitaba tam anlamıyla AŞIK OLDUM. Gerek iki başkarakterimize,gerek kurguya,gerek tasarımına...her şeyine ba-yıl-dım! Kitabı bitirdikten hemen sonra okula da götürüp arkadaşlarıma okumaları için yalvardım. Büyük bir heyecanla internetten ikinci kitabını araştırıp daha türkçeye çevrilmediği acı gerçeğini görünce hıçkıra hıçkıra ağladım. Yazarın instagram hesabına girip tüm karakterlerin anime çizimlerine baktım... Kısacası fanı oldum.
Signa'nın onu diğer insanlardan ayıran -ilgi çekici karakteristik özellikleri dışında- birtakım güçleri var. Ya da lanet. Hangi şekilde bakarsanız. Bunlardan biri de herkesin aksine Ölüm'ü görebilmesi. Annesi ve babasının ölmüş olduğu bu kız, Ölüm'ü tüm vasilerinin canını alırken de görmüştür. Ölüm'ü keşfettiği bazı yöntemlerle çağırmayı başaran ve Ölüm'ü öldürmeyi kafasına sokan Signa,büyük bir hüsrana uğradığı gibi, son vasisinin de ölümüne sebep olmuştur. Fakat bunu Ölüm değil,kendisi yapmıştır.Bu vasisinin de ölümünün ardından Signa'nın son durağı,geriye kalan tek akrabaları olan Thorn Grove'daki Hawthorne'lardır. Ve burada onu Ölüm'le beraber büyük bir macera beklemektedir.
Okumadan önce bilmenizi isterim ki, Ölüm burada kötü karakter değil. Hem de alakası bile yok. Thorn Grove'daki olaylar fantastikle yoğurulmuş polisiyeydi ve gerçekten kaliteli, ustaca yazılmıştı. Mükemmeldi. Hemen okuyun derim.Evet,şu anda.
-"Bana göre sen,müziği hiç tanımamış bur ruhun şarkısısın."
BelladonnaAdalyn Grace
Allah'ım muhteşemdi. Beklentilerimi -ki sizi temin ederim, epeyce fazlalardı- çokça karşıladı.
Maya, her zamankinden de fazla acıyla karşı karşıya. Dora'nın sonunda öğrendiği aman vermez gerçekle yüzleşmek zorunda. İsis'in zihnindekilerin son umudu, bizim küçük Amelya Efnan'ımızın ta kendisi.
Acıdan güç alan bu talihsiz kızı, istemediği kadar güç bekliyor.
Kitap beni umutsuzluğun dibiyle tanıştırdı. Bu yolculuk,yalnızca neredeyse bir hafta sürmesine rağmen bana yıllarca gibi geliyor, karakterlerin hepsi elimde büyümüş gibi hissediyorum. Maya'yla gurur duyuyorum mesela. Kumral'la umut ediyorum. Onlarla birlikte ayağa kalkıyorum. Tekrar düşüyorum. Kelimenin tam anlamıyla dibi boyluyorum.
Ve gökyüzündeki gün ışığıyla yeniden ve yeniden tanışıyorum.
Ben ilk defa böyle bir seriyle karşılaştım. Eşi benzeri yok. Ağladım da ağladım. Güldüğümde bile sonunda kavuştular diye tekrar ağladım. Karakterler içime işledi. Küçük bir kızla tanıştım. Kalkan ve tekrar kalkan. İçine düştüğü çukurda dizindeki yaralarla gökyüzüne umutla bakan bir gece saçlı kızla tanıştım. Küçük kız büyüdü. Sevmeyi öğrendi. Kendisinin bile çıkamayacağı çukurlara onunla beraber düşen biriyle tanıştı. Birlikte kalktılar bu sefer. İçine düştükleri imkânsızlıklarla birlikte yaşama tutunmayı öğrendiler.
Fetih ve Amelya el ele kafamın içinde. Kalplerinde yer edindikleri bütün insanlara dönüp el sallıyorlar. Maya'nın kocaman siyah gözlerinden birkaç damla yaş düşüyor. Kumral'ın gamzeleri bize göz kırpıyor.
YİNE DE HER ŞEYE RAĞMEN BURADAYDIK,YAŞADIK VE HAYATTA KALDIK.
Parla Kabal.
Gökyüzünü görebileceğin yerlerde dolaş.
N. G. Kabal