Bay Butler'ın hayatını bu denli sıkıntı ve mahrumiyet içinde geçirmesi için haklı bir mazeret bulamıyordu. Bütün bunları bir kadına duyduğu aşk, ya da bir güzellik elde etmek için yapmış olsaydı, bunu anla- yabilirdi. Kendisi Tanrı'nın çılgın aşığı olarak hayatını otuz bin dolar için değil, bir öpücük için feda etmeye hazırdı. O yüzden de Bay Butler'ın parlak kariyeri onu hiç etkilemiyordu. Sonuç ne olursa olsun, onu değersiz kılan bir şey vardı. Yılda otuz bin dolar iyi paraydı ama hazımsızlığa mahkum olmuş ve insanca mutlu olmayı becerememiş olması, krallara layık bu gelirin değerini sıfıra indiriyordu.
... İşte dünyada önümüzü bu kadar az görürüz. İşte bunun içindir ki, bu dünyayı Tanrıya bırakmalıyız. O insanlarını son derece ümitsiz, çaresiz bir hale düşürmez. En zor zamanlarda bile daima ona şükredecek bazı şeyler vardır. Insanlar bazen kurtuluşlarına, ümit etmediklerinden daha yakındırlar. Hatta kendilerinin felaket sebebi zannettikleri olaylar genellikle onları selamete erdirir...