Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar,
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için, ölçülü sevki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır.
Sayfa 62 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Hacı Murat, kitabı Şeyh Şamil’in önemli komutanlarından birisi olan Hacı Murat’ın Şeyh Şamil ile ters düşüp Ruslara sığınmasını konu edinmiş. Sorun şu ki kitabın baş kahramanı Hacı Murat rusları da sevmez Şeyh Şamil’i de. Yani tam olarak iki güç arasında kalmıştır. Bir strateji geliştirmesi gerekir. Yaşadıkları ve mücadelesi anlatılır.
“Anna Karenina” ve “Savaş ve Barış” gibi destansı iki eseri yazmış olan Tolstoy abimizin bu eserini naçizane sevdim desem yalan olur. Hatta bana göre eseri Tolstoy değilde tanınmamış bir yazar yazmış olsaydı, klasik olmayı geçtim muhtemelen hiç bilinmezdi. Yani demem o ki çok büyük beklentiye girmeden okunmasını tavsiye ederim.
Aristoteles’in düşüncesini de eklersek, birisine iyilik eden onu, onun kendisini seveceğinden daha çok sever. Borçlunun borçlu olduğu kimseyi daha az sevmesi gibi. Her işçi de işini daha çok sever. Kaldı ki biz varolmaya düşkünüz, varolmaksa çalışmak iş görmektir. Onun için herkes işinde varoluyor gibidir. İyilik eden güzel, dürüst bir iş görür; iyilik edilense sadece bir fayda görmüş olur. Ama yararlılık, doğruluktan daha az sevgiye değer bir şeydir. Doğruluk kalıcı, süreklidir. İnsanın ondan göreceği karşılık değişmez. Yararlılık kolayca biter, elden kaçar. Hatırlanması da ne uzun sürer ne de hoş gelir insana. En zor yapılan şeyi en çok severiz. Vermekse almaktan daha zordur.