Çaresi olmayan hastalıkta acılar sona erer,
İyileşme umuduyla duyulan acı beterini görüp diner.
Yas tutmak gelmiş geçmiş yaramazlıklara,
Yol açar kısa yoldan yeni mutsuzluklara.
Kader alıp götürürse elde tutamadığımızı,
Soğukkanlılık alaya alır kaderin zararını.
Soyulduğunda gülen, hırsızdan bir şey çalar,
Boşyere kederlenen, kendi kendini soyar.
Sayfa 21 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Kitapta İsminden de anlaşılacağı üzere bir idam mahkûmunun son günleri, mahkumun kendi ağzından anlatılır. Victor Hugo 1829 yılında kitabı yazdıktan sonra, ortam baskısı, gelecek olan tepkiler vs. sebebiyle bir süre isimsiz yayınlamış. Hikaye kısmı başlamadan önce uzunca bir önsöz var. Burada yazarın idam cezasına şiddetle karşı çıkması ve bunu sebepleriyle açıklaması hatta kitabı da görmüş olduğu bir infazdan çokça etkilenerek yazdığı anlatılıyor.
Dönemin şartları düşünüldüğünde idam cezasının neredeyse bütün dünyada kolayca uygulandığı bir zamanda, ateşli bir şekilde bunun zıttını savunması, nereden bakarsak bakalım acayip ilerici bir görüş.
Kitap oldukça ince ve kolay okunabilir. Tam olarak fikirlerini benimsemediğimden midir? Bilemiyorum. Son 20-30 sayfaya kadar çok etkilendiğimi söyleyemem. Son bölümde işin içine evlatta girince bir miktar duygulandım. İdam cezası uygulamasına, Victor Hugo’nun açısından bakmak için okunur.
İyi okumalar.
-Şu hakikati kendi hayatım bana öğretti: İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.